Kömür gözlüm,şu gönül pınarımdan
Sevda göndersem sana içer misin?
Bir kadeh uzatsam kalp diyarından
Sarhoş olup kendinden geçer misin?
Kömür gözlüm sen gurbetten gel hele
Akıp gitti şu benim gençliğim nehir gibi
Rengi değişti hayatın,sular zehir gibi.
Ey gençlik bakma yüzüme uzaktan nur gibi!
İşte geldin işte geçtin sağnak yağmur gibi.
Gençlik,kükremiş sel gibidir;yıkar bendini,
İki kere çaldı da kapımı genç ölüm
Neden engelledin Ya Râb!
Şimdi ben yaşlı bir ölümle boğuşuyorum.
Genç ölümle tanıştırsaydın
Sana daha temiz,daha yakışıklı yüzümle gelirdim.
Gençlik;
Bir esimlik yel,
Bir içimlik su,
Bir atımlık kurşun,
Bir mevsimlik gül…
Et sentetik,süt sentetik
Peynir sentetik,sucuk sentetik
Zekâ sentetik,akıl sentetik…
Elinde bir akıllı telefon
O da sentetik.
Ey Sevgili!
Genç enerjiyi sen verdin bana
Bu enerji beni uçurumların kıyısına getirdi
Sen tuttun
Kaç defa gayya kuyusuna yuvarlanmak üzereyken
Ey gençler!
Yalancı bahara kanmayın,
Kış hiç gelmez sanmayın,
Anneler sesli ağlar da
Babalar ağlamaz sanmayın,
Güneş batar ,izi kalır dünyada,
Ay doğar başka bir ziyada,
Yıldızlar garip bir rüyada.
İnsanlar gelir, insanlar gider;
Ebedi kalmazlar bu dünyada.
Neylersin!
Yaptıkların alnına yazılacak,
Kıyamet günü mizan kurulacak,
Hepsi de senden bir bir sorulacak,
Gel gönül kimseyi seçici olma.
Kimseciklere yükseklerden bakma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!