Kahve gözlerini sevdiğim güzel
Yakıyor içimi bir kızıl güneş
Boşaltsam da denizi içime
Sönmez yüreğimdeki bu ateş…
Etsen de bana bin türlü cefa
Vazgeçmem güzelim senden asla
Dünya seninle değerli,seninle güzel
Ne yapayım içinde senin olmadığın dünyayı ben!
Beş paraya verseler almam.
Ne yapayım senin içinde olmadığın rüyayı ben!
İçinde sen yoksan ben o uykuya dalmam.
Ne yapayım senin olmadığın dünyada ben gülmeyi!
Sen yoksun diye yanımda,
Şu sıcak yaz günlerinde,
Buzlar dolaşmaya başladı kanımda…
Gözlerin nerde diye sorma bana,
Gönderdim gözlerimi
Göçmen kuşlarla sana…
Saygım vardır benim aşka.
Seni seven bütün kadınlar yaşasın;
Fakat sana âşık olan bütün erkekler ölsün
Benden başka…
Senin yüzünde doğar, yüzünde batar güneş
Ben ise bulutları gözlerimde taşırım.
Aralayarak bulutların sis perdesini
Gülümsersin, bulutların arasından sıcacık!
Gülümseyince sen filizlenir yemyeşil umutlar…
Dağılıverir yüzümün kıvrımlarına asılı bulutlar.
Seni sevdiğimi herkes biliyor
Yüzüne baksam yüzüm gülüyor
Gözüne baksam gözüm gülüyor
Seni sevdiğimi sen de biliyorsun
Ben de biliyorum,
Yanında olunca senin, yalnızlığım ölüyor.
Kısa tüylü, ağır başlıdır kedim
Adına ben Şerbet Hanım dedim.
Bir tek kelime bilir,derim“gel gel”
Mutlu olur başını okşarsa bir el.
Gel gel deyince hemen gelir Şerbet,
Gelince sonbahar bir hüzün kokusu sarar ortalığı.
Sarkar dallardan olgun meyveler...Toprağa yakın.
Dal,taşımak istemez yükünü sarı yaprağın...
Yapraklar sarı,kırmızı nar...
Geldi hüzün mevsimi sonbahar.
Gülerken yüzüm daha dün,
Neden daralıyor yüreğim bugün!
Doğdu senin yüzüne bir beyaz ay,süzgün
Aydınlattı gözlerini ötelerden doğan
Bilinmedik bir güneş,özgün…
Sıkıyor benim yüreğimi bir el;
Yaşarken ben tek başıma,
Farkım yokken benim taştan,
Zehir kattın pişmiş aşıma.
Haberin var mı sunduğun zehirli aştan?
Aklım kazan sen kepçe




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!