Hasretle beklediği komünizm,
Gelecek, mayıs ayında.
Kızıl bayrak dalgalanacak;
Kurtaracak mavi gözlü çocukları...
Gelmedi o mayıs ayı,gelmeyecek.
Girdi odama benekli bir kelebek,
İlkbaharda,sabahın alaca karanlığında.
Açtı kanatlarını,bir iki tur attı odamda.
Boş bir koltuk buldu,oturdu gerinerek.
Sonra güzel kokuların geldiği yere yöneldi.
Öğretmen”oku,yaz,dinle”dediğinde “of”çeken
Dönem sonunda”ah! ”çeker.
Öğretmeni dinlemeyip rest çeken
En sonunda”eyvah! ”çeker.
Yazılı sınavlarda kopya çeken
Üniversite sınavlarında sıfır çeker.
Kim demiş erkekler ağlamaz?
Erkekler de ağlar
Onlar da insan,
Onların da yüreği var!
Ancak taşlar ağlamaz,
Bir de yüreği olmayanlar…
Serin eser rüzgârı sonbaharın,
Dökülür yaprakları ağaçların.
Sararıp solmuştur yüzleri,benizleri,
Kokudan,dökülen yaprakların.
Sonbaharda kopan sarı yaprağı,
Uçuyor beyaz bir kelebek gibi kar
Beyazlar giyinmiş bir melek gibi kar.
Bir çocuğun ruhu kadar saf ve temiz
Yayılır yerlere bir döşek gibi kar
Has bahçenin gülü, reyhan kokulu Hüseyin
Koklardı çünkü onu, has gülü Medine’nin.
Feryad-figan ederken dünyada binlerce can,
karşılandı cennette, o gül kokulu reyhan.
Havz-ı Kevser’den burcu burcu kutlu Nebi’nin
şte kış geldi,gitti sonbahar,
kavrulan gönüllere düşebilir karlar.
Yüreklerde biriken öfkeyi ne kadar bastırabilirsin?
Birgün lav püskürebilir yanardağlar
Birgün arzular,istekler,sorular yorulabilir,
El çektim gayrı oyundan, eğlenceden, meyden,
Sırlı nağmeler dinliyorum ben artık neyden.
Dünya derdiyle akıp giderken fani ömrüm,
Haberim olmadı benim bu esrarlı şeyden?
Eritti ruhumu ruhundaki derûnî ses,
İçim sıkılıyor bugün gecenin ucunda
Zor nefes alıyor yüreğim göğüs boşluğunda
Bir hüzün var karanlığın dudağında…
Uzaktan bakıyordu bana ay,çok uzaktan…
Ama yıldızlar kümelenmişti penceremin önüne.
Yakıyordu yüreğimi bir ateş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!