Gülerken yüzüm daha dün,
Neden daralıyor yüreğim bugün!
Doğdu senin yüzüne bir beyaz ay,süzgün
Aydınlattı gözlerini ötelerden doğan
Bilinmedik bir güneş,özgün…
Sıkıyor benim yüreğimi bir el;
Gelince sonbahar bir hüzün kokusu sarar ortalığı.
Sarkar dallardan olgun meyveler...Toprağa yakın.
Dal,taşımak istemez yükünü sarı yaprağın...
Yapraklar sarı,kırmızı nar...
Geldi hüzün mevsimi sonbahar.
Haretti su toprağa,toprak suya.
Birgün iki sevgili buluştu,
İki sevgili kucaklaştı,koklaştı,
Öpüştüler doya doya.
Sarıldı toprak suya,su toprağa,
Gözyaşı olur bazen aşıkların dilinde,
Bazen sevinç olur bazen de elem...
Hoşgörü olur Mevlana'nın gönlünde,
Yunus'un dilinde arayış olur kalem.
Seyyah olup gezer dünyayı diyar diyar,
Aldım kalbimi elime,
Dolaştım köy köy,şehir şehir...
Müşteri aradım kalbime,
Satılık,
Kapısı açık...
Rüzgâr sert esti kış gibi,
Artık korkmuyorum
Kalbimin kırılmasından,
Kimsenin bana darılmasından.
Kalbim önce kırıldı,
Sonra ufalandı
Ve nihayet ezildi.
Kahve gözlerini sevdiğim dilber
Sen gözlerimde parlayan bir nursun
Kahve gözlüm, Lokman Hekim de gelse
Beynimden çıkarılamaz bir ursun.
Sevda gözlüm görünce seni gözüm
Kahve gözlerini sevdiğim dilber
Gönlümün orta yerine taht kurdun
Keskin nişancı,kahve gözlerinle
Şu saf aklımı tam kalbinden vurdun.
Her kara gecenin bir sabahı var
Kahve gözlerini sevdiğim güzel
Tanısaydı seni Sultan Süleyman
Altın saray yapardı sana özel
Hizmetkârın olurdu Hürrem Sultan
Ferhat görseydi aklını bozardı
Kahve gözlerini sevdiğim güzel!
Senden başkasına yer yok gönlümde,
Benim gönlüm sadece sana özel.
Gönlümü yalnızca sana verdim ben.
Şöyle dursun aklımdan adını silmek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!