Kahve gözlerini sevdiğim dilber
Gönlümün orta yerine taht kurdun
Keskin nişancı,kahve gözlerinle
Şu saf aklımı tam kalbinden vurdun.
Her kara gecenin bir sabahı var
Kahve gözlerini sevdiğim güzel
Tanısaydı seni Sultan Süleyman
Altın saray yapardı sana özel
Hizmetkârın olurdu Hürrem Sultan
Ferhat görseydi aklını bozardı
Kahve gözlerini sevdiğim güzel!
Senden başkasına yer yok gönlümde,
Benim gönlüm sadece sana özel.
Gönlümü yalnızca sana verdim ben.
Şöyle dursun aklımdan adını silmek
Kahve gözlüm,tanımak istersen beni
Bakıver şarkıların âhengine.
Unutmuşsan gözlerimin rengini
Soruver şu gözlerinin rengine.
Esti Balkanlardan tatlı bir rüzgâr
Aldım kalbimi elime,
Dolaştım köy köy,şehir şehir...
Müşteri aradım kalbime,
Satılık,
Kapısı açık...
Rüzgâr sert esti kış gibi,
Artık korkmuyorum
Kalbimin kırılmasından,
Kimsenin bana darılmasından.
Kalbim önce kırıldı,
Sonra ufalandı
Ve nihayet ezildi.
El çektim gayrı oyundan, eğlenceden, meyden,
Sırlı nağmeler dinliyorum ben artık neyden.
Dünya derdiyle akıp giderken fani ömrüm,
Haberim olmadı benim bu esrarlı şeyden?
Eritti ruhumu ruhundaki derûnî ses,
İçim sıkılıyor bugün gecenin ucunda
Zor nefes alıyor yüreğim göğüs boşluğunda
Bir hüzün var karanlığın dudağında…
Uzaktan bakıyordu bana ay,çok uzaktan…
Ama yıldızlar kümelenmişti penceremin önüne.
Yakıyordu yüreğimi bir ateş.
Annem çocukluktu.
Annem mutluluktu.
Sabah erkenden kalkar,
Pencereyi açardı…
Her taraf pırıl pırıl…
Üzerimizden yorganı atardı.
Bilmem neden ağlar?
Görmedim ben hiç güleni.
Gelen ağlar,giden ağlar;
Analar ağlar,babalar ağlar;
Âşık ağlar,şair ağlar,şiir ağlar;
Aç ağlar,tok ağlar,çıplak ağlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!