Sanki yüzün aydan süzülmüş bir gece,
Aydınlatmaz ama yakar içimi hüzünle.
Saray kokan yalnızlığında saklı gümüş berraklığı,
Gözlerinde büyür bir imparatorluğun karanlığı.
Aşk dediğin, tahtın gölgesinde sönen bir çıra;
Aya dokundum sandım, ellerim kaldı kalbimde yara.
Aymışsın bir zamanlar, devranın en parlak çağında,
Şimdi bir yaprak gibisin hazanın soğuk kucağında.
Zaman döndü, bahtın yüzü soldu yavaşça,
Gözyaşın akarken unutulmuşluğun koynunda.
Sevda ki sana tahttan düşmek kadar ağır,
Feryadın yankılanır gökte, ama kalbim sana sağır.
Güneşle ayın kavuşamadığı o puslu şafakta,
Ben senin adını heceledim en saklı duada.
Ne güneş ısıtır artık içimi, ne ay aydınlatır geceyi,
Aşkınla tutuşan bu yürek unuttu gülmeyi.
Mihr oldun yaktın, mah oldun saklandın ufkuma;
Bir mucizeydin belki, ama yenildim kaderin ahına.
Şanı güzel, kehaneti derin yaram,
Sana inanmak, kendi sonuma doğru adım adım yürümek.
Gözlerinde cennetin vaadi, ellerinde ihanetin soğuk bıçağı,
Seni sevmek, taze bir mezara kendi eliyle toprağını atmak gibi.
Bir ihtimaldin belki, ama yıkıntılar arasında kalan;
Adın dudaklarımda, aşkınsa koca bir yalan.
Kayıt Tarihi : 25.07.2026 16:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!