"Çok şey istediğim için değil, çok az şeye razı olduğum halde... İncindiğim içindir bu sessizliğim.. Ben sadece kendi payıma düşen yorgunlukla yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum."
Takvimin yaprakları Ağustos'u devirirken yavaş yavaş,
Göğsümde koca bir dağ büyür,
Adı umut, adı yalnızlık
Eylül kapıda, rüzgarı serin,
İhtimaller karınca ağzı gibi sık ve derindir şimdi.
Bu uyanık kaldığım en uzun rüya belki de,
Uyanırsam, seni bende bulamazlar diye korkarım.
Beklemek,
Kalbin hiç bitmeyen o sonbaharıymış;
Geceler gündüzlere sığmaz da, asırlar bir ana sığar ya işte,
Ben seni beklerken öğrendim bunu,
İçimde bir nehir yatağını değiştirirken sessizce.
Sorsalar bana, o tanıdık solgunluğu,
Sorsalar, rengini unuttuğum o gözlerini...
Ben seni severken kendimden eksildim,
Parça parça,
Her gece sana varıp, her sabah yorgun döndüm kendime.
Sana gittiğim yollarda hep bir parçam kaldı,
Kalan parçam da suskunluğa alıştı.
Kırılmadım, sadece bir ihtimalin kapısında beklemekten yoruldum.
O "gelmeyecek" sesi dinlemekten,
İçimdeki cümlelerin birbiriyle savaşından yoruldum.
Öyle çok sustum ki,
Dağıldı can evim, en çok değer verdiğim yerde.
Şimdi bu sessizlik benim son sözüm.
Ardımda sana inanmış, seni severken kaybolmuş birini bırakıyorum.
Sen sadece geçip giderken,
Ben arkandan koca bir ömre sessizlik topluyorum.
Umutlar dağlar kadar olsa da bekliyorum seni,
Bekleyiş, o dağların en yüksek zirvesiymiş,
Soğuk ve ıssız.
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 09:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!