Kimsesizler rıhtımında bir akşamüstü yine.
Güneş, sensizliğin kıyısında yarım kalmış bir cümle gibi düşüyor denize.
Bak,
Martılar süzülüyor gökyüzünde, sanki sana kanat çırpar gibi.
Dalgaların sessizliğine bırakıyorum içimdeki fırtınayı.
Ama insanların çığlıkları karışıyor dilsiz feryatlarıma.
Oysa ne güzel sevişiyor gökyüzüyle deniz.
Yakamozlar eşlik ediyor bu geceki yalnızlığıma.
Dalgaların melodisiyle martılar susturuyor şehri.
Ben ise her gün batımında güneşle birlikte,
Seni sessizce uğurluyorum içimden.
Yıldızlar, sökülmüş düğmeler gibi dağılıyor karanlığın göğsüne.
Gece, anılarının üzerine ağır bir gölge gibi seriliyor.
Sahi,
Kaç gemi daha batacak bu gönül denizinde?
Kaç veda,
Kaç hıçkırık sığacak bu daracık rıhtıma?
İçimde dinmeyen bir sancı,
Dilimde paslı bir suskunluk var.
Bütün limanlar senin olsun.
Ben sende kalıyorum.
Çünkü gidecek yeri olan yolcudur.
Durağı sen olanlar müebbet kalır bu rıhtımda.
Zaman,
Kırık bir saat gibi durdu bu ıssız durakta.
Yollar sana çıkmıyor artık.
Her adım biraz daha uzaklaşıyor senden.
Ay ışığı, solgun bir yara izi gibi düşüyor sulara.
Ben yine aynı rıhtımda,
Aynı boşluğa bakıyorum.
Söz bitti.
Mevsim tükendi.
Artık ne rüzgâr bekliyor beni,
Ne de fırtına.
Adını kalbimin duvarlarına kazıdım.
Şimdi bu sessizlikte,
Yalnız sana doğru sonsuzlaşıyorum.
Kayıt Tarihi : 2.08.2026 14:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı ayrılıklar bir vedayla değil, hiç dönmeyen bir bekleyişle başlar. O günden sonra deniz değişti, rüzgâr değişti, mevsimler geçti ama içimdeki rıhtım hep aynı kaldı. Her gemi birini alıp uzaklara götürdü, bana ise yalnızca sessizlik kaldı. Çünkü insan en çok, gitmeyeni değil, içinde kalanını ömür boyu bekler. Bahtiyar




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!