Saçar güneş, neşe ve parıltısını,
----olsa da tek başına,
Doğrunun kaderidir, üzülme,
----yalnız yaşamak,
Süzülür ihtişamla yalnız kartallar,
----sürü sürü bir araya gelir kargalar,
Galiba hatırlarsınız,
Bozkır toprağının, bir nebatıdır,
Lakin, sahil kuşağında dahi,
Serpilip gelişir fidanı, turunçgilin.
*
Sunamaz ürünlerini, kusursuzca,
Ey tarih yüklü kadim şehir,
----sır perdesiyle örtülü mukaddes,
Fetihlerin nişanesi Kudüs,
----fethin nuru gözlerinde,
Ey peygamberlerin yükseliş durağı,
----göğe uzanan miracı,
Böyle
----sıkıcı
--------mı
------------bu
----------------hikaye
--------------------hep,
Kadın ve kedi, ikisi de birer sır kutusu,
Sessiz adımlarla, yürürler odanın içinde,
Bakışları hem meraklı, hem de sorgucudur,
En yumuşak yastığı, hemen sahiplenirler,
Huzurları, kimsenin mülkü değildir.
*
İzanı terk eyleyip, kafayı üşütmeli,
Sağduyu kalesini, temelden çürütmeli,
Nizamın vagonunu, rayından yürütmeli,
Mantığın küllerini, rüzgarda öğütmeli.
Şiirde ilk iki satır, birbiriyle sesleşir,
Kulağa hoş gelen, bu ahenge kafiye denir.
*
Üçüncü mısra ile dördüncü de tam uyuşur,
Ozan bu ses uyumuyla, dörtlüğü örtüştürür.
*
Hattatlar ürperir nedense,
O bilgenin çehresini, taşa kazımaktan,
Ve gizlenirler, mağaranın en loş köşesine.
*
Babilli yontucu bir kız, heves etti,
O kâhinin suretini, kile dökmeye,
Düşman ordusu rüzgar gibi kaçarken,
hışımla savrulacaktı yurdumdan düşman,
Tarihin yazıldığı büyük bir an,
o kıyılarda benzersizdi yaşanılan,
Zafer tacı aranıyordu Türk'ün,
bekliyordu ulus şanlı bir son,
Yüce dağlarında, yankılanır yiğitlik sesleri,
Asla bitmez bu topraklarda, cesaretin izleri.
Şanlı tarihimizden fışkıran, o kutlu nefesleri,
Her karış toprağına sinmiş, kahramanlık hevesleri.
Nice erler geçti bu yollardan, destanlar yazarak,
Geleceğe ışık tuttular, karanlığı boğarak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!