Sanıyorlar ki güneşe dönük hep pencerem,
----bir melodi ruhumda, naif ve derin,
Nice fırtınalar savrulur oysa içimde,
----zannederler ki bahardır her mevsim,
Bir sevinçle küllerimden doğarım oysa ben,
----buruk bir yara izi saklı her gülüşümde,
Gerilimli çevreden,
artık daraldım,
bittim artık yandım.
Yalnızlık içinde,
derin sızılarla,
içime yaralar sardım.
Şimdilerde bir rıhtımdayım, tabelası silinmiş ahşap bir iskelede;
Sessizce ve tek başıma, arşınlarken yolu;
Çürümüş tahtaları, izler oldum bir süre;
Ayaz vuruyordu tenime, lakin titremiyordum;
*
Deniz mırıldanıyordu bana bir şeyler, boğuk bir tonda;
Titreyişinden Munch’un,
Sızmış, bir garip humma,
Kuzeydeki dışavurum.
Bu his tufanı, sığamazdı,
Dününe, payı Edvard’ın teslim edile.
Şunun, fakat şurasında,
Aklın kaçtığı,
Makine yağı misali, hafızadan,
Bir anda süzülen,
Ayakta durup sayfalarında,
Hayatı anlamak,
Buz gibi akıntının altında,
Hiç gelmeyecek o senenin, boş bırakılmış günü,
Mürekkebe hasret, beyazı olmayan bir leke.
Gök delindi, yer sustu; sahipsiz fısıltılar,
İsmi konulmamış mevsimlerin sürgününde...
*
Duvara asılmamış, bir çerçevenin içindeyim şimdi,
Kibar
----bir
--------adam
------------ne
----------------de
--------------------olsa,
Zihnimin çarkında, ayarlar bozuk,
Basınç yükseldi, patlamaktan yana.
Algılar körleşti, bakışlar donuk,
Sensörler köreldi, görmekten yana.
*
Sapmaya meyilli, bütün açılar,
Fakir üyelerden oluşuyor,
----büyük kulüp,
Kabul etmek gerekir,
----bunu evet,
Bir de,
----gerçekten,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!