En pahalı şeydir,
----bu dünyadaki sadakat,
Anlam ararsa evet,
----o kadar çok zihin,
O kadar gerçek olur,
----anlam olduğu,
Ana sütüm gibi, en temel aracım,
----anadilimdir, anadilim,
Sevgiyle sarıp, anlatırım derdimi,
----besler düşüncelerimi, ruhumu,
Yer edinip uçar göklere,
----kanatlanır sözcüklerle,
Her akşam, karanlığım oldun sen..
Bir gölge gibi, çöktün ruhuma,
Senden uzakken, yankım oldun,
Her an, adını fısıldadım boşluğa..
*
Ama sen, duymadın ve duymayacaksın.
Işık düşer ülkeye,
kalemlerin ucundan,
Yoldaşların doruğundan,
selam sana Türkiye.
Bilinçlerin uyanışı,
okunan her yaprak,
Heybetli bir dağsın, erişilmezsin,
Bu küçük rüzgârdan etkilenmezsin.
Oysa birikirse, o incecik esintiden,
Getirir sana, çok büyük bir çöküntü.
Erişti ilkbahar, şimdi yaza eriyoruz,
Yürüyoruz bir izde, her dakikası tutulmaz,
Ay doğar, karanlık inince,
Gidiyoruz bir güzergahtan, her yönü sezilmez.
*
Van Gölü'nde, beyaz martılar süzülmez,
Verir canı erler,
----yurt ve sancak uğruna,
Ne kadar şiddetli olursa olsun,
----rüzgarın veri akışı yeterli,
Tek kaldı, kendi benliğinde,
----bir gezgin gibi,
Anı durdurmak varken, adımlar atılgan,
Kendi fikrimle, boğuşmaya başladım,
Evrenin efendisi, dinle bu uyarımı,
Hayal eylemini, anlasın anlık bekleme,
Keskin tereddüt senin servetin, bu duruşta,
Eylem olacak diye, ertelendi bütün devinim.
Karda, buzda sürünerek başladı hayatımız,
Gönül ne baharı yaşadı ne de yazı,
Hicran ellerde hapsoldu mutluluk,
Sonbahar hüzünleriyle uçup gitti.
Engebeliydi her zaman yollarımız,
Akıttık ırmağı, yarıp bayırları,
Sapladık çubukları, saçtık daneleri,
Büyüttük koca bostanı, ter akıtıp,
Ne bülbüllerimiz kondu, ne de kiraz, eriklerimiz.
*
Tadabilirsiniz çorbayı, yörük gelinlerinin tenceresinden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!