Uğramaz yanıma, ekin biçmeye,
Demetin üstüne, bir ip seçmeye,
Yeltendin sadece, hile geçmeye,
Dinmiş sızıları, tekrar deşmeye.
*
Düşsem de, bozkırın kızgın narına,
Bana bir şeyler soran, beylere bakın hele!
Gözlerini açıp da, etraflarına baksınlar yine!
Ben sizin gibi, süslü sözler bilmem hiç!
Her şey olduğu gibi çıplak, ortada işte!
*
Yaşamı hep anlamsız kıldınız, anlamsızca siz!
Gözleriniz masmavi,
Yüzünüz güneş ışığı,
Yaşamı yaratan kalbiniz,
Sonsuz ve dipsiz bir su.
Benim çılgın rüzgarlarım,
Sürülerce yığılan bezginlik,
Genişliyor çehremde, bir anlık,
Bir kanat sesi, bir nefes tutumu,
O saniyelik temas kadar, derinleşiyor oyuk...
*
Akabinde, bambaşka bir bölünmeye giriyorum,
Taştan engeller yıkılıyor, kurak arazilerime,
Amazon'da sürüklenen o köylünün, çıplak yaralı ellerine,
Haysiyet, bit pazarında harcandı önceki gün,
Gölgesi güneyden kiralanmış, fikri kuzeyden,
Bahtı kara, gözü körleşen, bir bezirgana.
*
Gerçeğinden sıyrılmış, öz taslağı,
Anlamak gerekir, onun için uzağı.
Görsel çağımızda, o hep fazlası,
Yeni akımlar gibidir o yaylası.
*
Dış çizgisinden, o ince bir çizgi,
Kaç yüzüncü kez, değişiyor şu biçimler,
Ve kaç yüzüncü kez, sen varsındır zihnimde.
Kaç yüzüncü kez beliriyor, yeni anlatımlar kelimelerde.
*
Ben, eski kağıtları okuyan bilge,
Ben, biçimi içerikten üstün tutan sanatkâr,
Duyulurdu, dile gelse tahtalar.
Devrildiğinde ağaç, geçip de yıllar,
Gizli anların, aşk dolu öykülerini,
Yalnız rüyaların, karamsar hüznünü,
Sevgili hasretini,
Fakir sabahların, uykusuz seherlerinde,
Sana nasıl yaklaşılır, bilemedim,
Halin serin mi, ılık mı?
Işık olsan, seni içime alsam,
Işığın ay mı, yoksa güneş mi olmalı?
*
Sana hangi dilde seslensem, bilmiyorum,
Donuk bir hologramım,
----zihnimin ekranında,
Çalıyor kapımı,
----hayalin her gece,
Sonu olmayan,
----bir rotayı gösterir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!