Sarıp sarmalayayım onu,
----kollarımla,
Yaralıdır,
----yüreğim,
Saflaştım,
----onun sofrasında,
Adam
----tam bir
--------zevk pezevengi,
Öğle yemeğinde
----yer
--------büryan kebabı,
Hüzünlü makamdır, çınlar döşünde,
Dizinden gitmeyen, saz olur bu tar,
Ahengi duyulur, sedef göğsünde,
Perdeye saklanan, naz olur bu tar.
*
Bozkırda çağlayan, sese benzeşir,
Kâğıtta parlayan mühürdür,
Söz verip, hep kalem tutandır.
*
Kimlik sorar ise melekler,
Susarak bekleriz aniden,
Anlam aramaya gerek yok,
Asırlık kilimi, serer önüne,
Nakışta gizlenen, sırrı çözerim.
İnanıp atanın, eski yönüne,
Türküler içinde, tarih gezerim.
Harabeye
----dönmüş
--------tarihin
------------sözü,
Yukarıdan
----görür
Yabancılaşma dedi, epik oyun,
Aynı sorgulamalar zinciri,
Ezilenlerin bozduğu kurgu,
Kesik bir tarih şeridi.
*
Açıkta bellidir çelişki,
Tarımda uğraş bitmez,
Zevkine tırmanıp bayırlara,
Yığınların üstüne atılmak,
Tasavvur edin siz, oranın gidişatını.
*
Şakadan dahi olsa,
Tasarlanmış sanki ellerin,
----ne kadar da yalın ve güzel,
Dizilmiş parmakların zarifçe,
----yaptıkları her iş narin,
Kıskançlık duyar,
----kalemler bile,
Şu dağları, deldin mi hiç,
Toz dumanı, bildin mi hiç,
Zor zahmete, geldin mi hiç.
*
Yolun gözler, bu taşlı yer,
Seni ister, paslı keder.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!