Benlik tahtıdır bu,
kesildi mi o ağlayan nağmeler?
Ben tam bir aydınlık,
siz ise solgun bir akşam.
Evvela yıkan,
ardından lütfeden hükümdar,
Tutma sevgilim, benim yasımı,
Ağlama canım, ne olursun,
Kaçırma gözlerini benden,
Sevgilim, ben sana vurgunum.
*
Solgun çehren, yazda, güzde,
Şu anlarda,
Ruhumun sesi kısık.
*
Fırsatlar gözden kaçırıldı, tek tek,
Olanlara rağmen, dik durdum hep.
*
Cisim bu, mum misali, alev alev erir ya:
Bir yanda yanan benim, öbür yanda bir maya.
*
Isı yükselir göğe, hep katman katman;
Benimse bakış açım, yükselişte bir yaman.
*
Varlıkta boğuldum, zenginlikte duruldum,
Altın tepsilerle, her yerde donatıldım,
Kolay kazanımların, peşinde de gezerim,
Benzer şeyleri söyle bana, yaşamadığım.
*
Uzak diyarlara yelken açtım, engine ulaştım,
Yavaşça süzülürdü, kalbin birleşme arzusu.
Tatlı mırıltılar ve yıldızların sonsuz parıltıları.
*
Işıltılarla dolu gözler,
Yanaklara konan narin buseler,
Peşi sıra,
Taşır yaşam sırrını, beş çizgisinde kader,
Ritimle coşar, her bir harf sesle can bulur,
Taşar gönüllerden, duygularla renkler,
Beş duygunun gizemini, ilhamlara sor.
*
Beşlidir parmak izi, iz bırakır izinden,
O dingin öfkesi, beşeriyetin,
Döndü eziyete, ortasında çölün.
Evet öyle dedim, vaktiydi gecenin.
Sanki kapkara, katı ve kopkoyu,
Bir eziyet içinde, çöl diz boyu.
*
Yankılanırken boşlukta, beşiklerin sessiz feryadı,
dökmesin gözyaşlarını, yataklarındaki minikler,
Hiç boğulmasın, anneler kederlere,
kara çalıp, dertlenmesin analar.
Dağlamasın yürekleri, gürültülü bombalar,
yakıp kavurmasın içimizi patlamalar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!