Geçer yıllar,
----gelir aylar,
Vermek gerekirse,
----bir örnek,
Mürsel Baba,
----işte orada,
Gece yarısı, o kilitli kapının aniden aralanması;
Issız bir ormanda, tek başına yürürken,
Çalıların arasından, hırıltılı bir nefesin duyulması,
Kadar, ürperti ve dehşet vericiydi...
*
Eski ahşap zeminin, durduk yere gıcırdaması;
Zıngırdayıp durdum, burada buzda,
Çıkıp bir kerecik, bakamaz mıydın?
Tüm rüyalar dondu, soğuk uykuda,
Çıkıp bir kerecik, bakamaz mıydın?
*
Gecenin esrarı, çöktü yollara,
Bir tavrı vardır onun,
Sözden öte, bir nida sanki.
Ruhuna işler insanın,
En derin izgisiyle.
*
Gülüşünde bir aydınlık,
Duydun mu sen dede,
----geçilmiş Çanakkale,
Vermez kimse, bir yudum su,
----çöl oldu gönüller,
Bilmez kimse dede,
----ölü bir adam, acımız,
Geçin mekanizmaya,
Yine rötara girdi tasarılarımız, öyle mi?
Pas tutmuş dişlilerde, tık yok hiçbirinden,
Sanki, çağın iflasıymışçasına.
*
Derin translarda, ciğersiz soluksuz,
Tanıklıkların mı,
----yoksa deneyimlerin mi?
Memnunsa eğer,
----işlemci akıştan,
Deneyimleyip yaşadın,
----ve de algıladın,
Geçip
----gitmiş
--------yüz
------------on
----------------yıl,
Uyurlar,
Gelse de,
----ölüm,
Bil, o zaman bile,
----seni nasıl sevdiğimi,
Küle döner sevgim,
----savurursan onu rüzgara,
Yere serilip,
çıktık danaların başından,
Sürüklendik bu döngüsel,
sanal cennete.
Aralıksız gürültüyle dolu,
içimiz dışımız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!