Gizli bir odada elindeki defteri açtı durdu.
Şiirler, öyküler, notlar ruhuna bir doldu ki,
Zihni berrak bir çağlayandı, kalemi akıyordu.
Ne sitem ediyor, ne de susuyordu, kalbi kalbinde.
*
Tarih bitti, kitaplar eskidi, parşömenler sarardı.
Gecelerimi bölen, kaygıların dindiği,
Peşimi bırakmayan, olumsuzluğun bittiği,
Sabahleyin erkenden, bülbüllerin öttüğü,
Işıl ışıl günlerin, gelmesini beklerim.
*
Uzun yıllar özledim, çınarın gölgesini.
İlaçlar dindirir,
----hissizleşen bedenlerdeki acıları,
Birer yoldaş gibiler,
----sessizlikteki mutluluk ve acı,
Aygıtların göstergelerinde,
----içsel birer mekanizmaya
Yüreğinden sevenlerdensin,
Sen, narin ceylansın, sen!
Hem canlı, hem candan,
Coşku dolusun kardeşim!
*
Hep sevdadan dersin,
Sanıyorlar ki güneşe dönük hep pencerem,
----bir melodi ruhumda, naif ve derin,
Nice fırtınalar savrulur oysa içimde,
----zannederler ki bahardır her mevsim,
Bir sevinçle küllerimden doğarım oysa ben,
----buruk bir yara izi saklı her gülüşümde,
Gerilimli çevreden,
artık daraldım,
bittim artık yandım.
Yalnızlık içinde,
derin sızılarla,
içime yaralar sardım.
Şimdilerde bir rıhtımdayım, tabelası silinmiş ahşap bir iskelede;
Sessizce ve tek başıma, arşınlarken yolu;
Çürümüş tahtaları, izler oldum bir süre;
Ayaz vuruyordu tenime, lakin titremiyordum;
*
Deniz mırıldanıyordu bana bir şeyler, boğuk bir tonda;
Titreyişinden Munch’un,
Sızmış, bir garip humma,
Kuzeydeki dışavurum.
Bu his tufanı, sığamazdı,
Dününe, payı Edvard’ın teslim edile.
Şunun, fakat şurasında,
Aklın kaçtığı,
Makine yağı misali, hafızadan,
Bir anda süzülen,
Ayakta durup sayfalarında,
Hayatı anlamak,
Buz gibi akıntının altında,
Hiç gelmeyecek o senenin, boş bırakılmış günü,
Mürekkebe hasret, beyazı olmayan bir leke.
Gök delindi, yer sustu; sahipsiz fısıltılar,
İsmi konulmamış mevsimlerin sürgününde...
*
Duvara asılmamış, bir çerçevenin içindeyim şimdi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!