dizlerim tutmayınca aklıma ilk gelen
direnç çiçeği olurdu dişlerindeki gülümseme
nefes alırkenki alışkanlığımdı bu aslında
ve aslında düpedüz âşıklığımdı hayata
hayat demek senin sokaktaki ürperişindi
son akşam mutluluklarına imrenerek
yoluna çıkamam sen bak ardına tuhaf kontes
ben deniz yorgunu sen karasal bir söylemdin
sigaranı tutuşundaki ima dönemsel intihar saçma
resmi günlerimde özel anlarımdın anlayışsız kuru sıkı
şemsiye açardın bahtsız sağanaklarıma ulu orta
görenler ağaçlara benzetirdi bol yapraklı saf ladin
anla bir tanem
seninle ben değil büyüdü çocukluğum
ihtiyarlayansa gün günü içimi kemiren
seni unutmamaktı
ayrılığına konuk
küllerimde komedi bitti
şairliğim dumanlı bu dem istanbul elimin artığı
anladım anladım diyorum kendi kendime
kulağı kirişte acılarımla
düşüyorum anılarımın balkonundan sensizliğe
olan ve olmayan
tuhaftık düşkün bakımsız
eziyettik iklimsizliğimizle kendimize
bu bakışsız zamanlarımızın tutanaksızlığıydı
artık bizmle birlikte
anladık büyüdüğünü acılarımızın da
acılandık
kadrin bilmez devran sen ele güne malum
içlenirsin yıkar düşünce ince hastalık sevmek
sanki dünya bir avuç güneş sönmüş mum
elde avuçta bir yudum su bir dilim ekmek
ben oyunumu bitirdim dürdüm defterimi
kasırga rüyalarıyla büyüttüğüm
şakası bile korkunç olan yağmursuzluksun
hiçbir buluşmamda aklımdan ayırmadığım
uğrunda aşacak deniz bulamadığımsın
balkonlara hapsettiğim son bakışım...
idareli harcıyorum ara sokak yazlarımı
sesinin gölgesinden kalan
ruhum traşsız zencisiyim uzağının da
kör bir sağanağın ortasında menzilsiz
ürpertimde kalan yaralı soluğunla
avutuyorum incinen yorgunluğumu...
yeni öğrendiğim bir şarkıdır aşk
aynı yolu aynı fikirle paylaşmak
gülşen oldu işte temmuz sıcağı
çay içtik özlemle bir bardak soğuk su
yüz çizgilerimiz daha bir kalın edalı
utanmadık hiç üzüldük demiri kesen el adına




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.