kaldırımlara yaslanıyordum aslında yürümüyordum
göğsümde karabasanlı en ince ayrıntısı bakış anımızın
eylül kahramanıydım kaldırımların vefasında
ayrık benliğimi hafif rüzgarlara verirken yaşamın bilinci
tekleşmek istiyorum çatırdayan kirlenmişliğinde zamanın
nerde nasıl olursa olsun
bu nasıl delirmek bu
içimde kanal kanal sancı gondolları
sen acıların kontesi el sallarsın soğuk soğuk yangın sabahına uyanışıma
ölmek ne kelime tiranlarımda deprem kargaşası
kan işerim duvarlarına baktığın kentin küflenmiş sarımsılığına
bu deniz benim acılarımı taşıyamaz
can evimde gölgen kaldı
karanlık bir hançer taşıyorum böğrümde
kara sevdalı avareliklerde hırçınlaşır yara
ölü bir çiçeği senin yerine özledim
pişman değilim
sabahı zor ederdin ince sahici bir yapışkanlık burası
gözlerimin içine bakardın bazen gözlerimiz sevişirdi
doyasıya bir doyumsuzluktu sabahlarımız ilk çaylarımız
tedirginlik girerdi aramıza bakışlar öncelikle flu sonra sonrasız
elbiselerine bakardım baktığıma bakardın başkalarına yalandın
ama başkalarının yalanı değildin en çok benim doğruluğumdun
kaldırımlar ayaklarıma isyandaydı
değişik kentler aldımdı koynuma
sabah erken uyanmalar
maviliklerle sözleşmeler
en katı filozoftan daha düşlü
daha düşünceli
budadım ömrümü sarhoşluğundan
ayrılarak açık mavi kıylı bir kalabalığın
ortasıdan
bir sen kaldın sonra anlamında herşeyin
kendi kanatlarına yabancı bir martıya
kauçuk ağaçlarının altında avuçlarımda şavkın
boş çay bardakları gölgeleyemiyor
kabuslarımın en güzel trajikomik gerekçesini
yanımda olmadığın anın kendinden korkmasını...
kekre öğlen sonları halsiz ve sakar adımlarım
yaşamanın kendisi boş işlerle uğraşmaktı
boş işlerle uğraşmaksa yaşamak
ağaçların ne zaman büyüyeceğini düşünmek
çırpınışını bir balığın
kalbimdeki yaranın kovuğuna
inci mercan dizeler yollamak
siyaha bandığım ah o korkaklık
son dansını edemeden yıkıldı bedenimde
sert bir sarhoşluktu
oysa bu çocukluktan ibaret sandığım
geveze akşamları boşladım üstelik
her anım omuzları çökmüş alaca şimdi...
karışık bir basitlik hayat
aşk dolduruşa gelir ölümle
dol dol ağla
güncel beğenilerle harcanır aşk
ürküt acımasızlığı arayarak gökyüzünü
sırf çaresiz oldukları için sev serçeleri




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.