bakışlarının kanı sıçramış her yanıma
son kez bizim için toplanıyor orkestra
hayat dalların arasından sızan günışığı
ölüme çare şiir özlemek gelmeyecek olanı
karşılaştığım bu tenha yüz
köşe başlarını tutmuş acı sözler gibi
unutmuş beni ve kendini
yüreğimde Azeri bir yalnızlık türküsü
ağlıyorum kendimsizliğe
bir anı mı şimdi bu da ne:
'sen derdimi dinlerdin ya
iç denizlerim kaynar kazana dönerdi
yorgun kış sabahları nasıl zavallı kalırdı
seni aramak öğle sonralarına benzerdi
gölgeli aralar kadar acımtrak ama dirençli
yaz sıcağına bezgin duvarlar nasıl suskunlaşırsa
kış akşamlarında...
toprak evler sıralanırdı yoksul göçebeliğimize
terim damlıyor kaldırımlara
dipdiri bir mevsim
yalnızlığımda karıncalanırken
polen tozu gülümser yüzüyle
yeni hayatlar peşinde...
gece süzgün
geçkin sevdalar deminde
ağlıyor içimiz...
bizden geriye
sıtmalı sevdalar kalır
gözlerin düğmeleri yüreğimin
bakışlarınla iliklerim açık yaralarımı
sonsuzluk iki tanedir böylece
yalnızlık bir...
sonsuzluk iki kere kahve rengi
nehirler aramızda eski kavak ağaçları
somun gevreği sabahları ellerimiz titrek
güvercinler sızarken dışarılara çatılardan
buzlu camların ardında menekşe çay bahçesi
kireç badanası kokulu bahçe duvarları
soğuk ikindilerimi özlüyorum yeryüzüne yakın davranan
o zamanlar daha yoksullaşmamıştım kirpiklerimin gölgesinde
sana kendime sen ve kendim sandığıma da...
yalan söylemezdi turunç ağaçları ve orda yaz balkon güzeli
ılık sularla arınırdım göz tuzlarımdan cahildim
yeşile keser intihar
o kumral belli belirsiz dakik
kalbim kumruya kesmiş bahar
gözlerin mutluluk odası akik
tane tane tanemsin herşeyim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.