kumrularımız eksik olmazdı düşlerimizden
simit ayran kırığı
ayaklarımıza dolaşan bu öğle sonrası bitişli
şairliğe özenirdim
ben aslında aynı şeyleri şiir sanırdım
aslında ben seni sevmeyi tekrarlardım
rahat sokaklarda arıyorum ilk sesini
gecikmiş özlemlere yasaklı akşamlarla
kıvırcık neşeli ev gürültülerinin arasında
tatlı sarı ışıklara
dalgın...
balkonlarımız akşamlara hazırlanırdı
rüzgardan kaçmak imkansız
son yağmurlarda
sıkıntıyla terbiye oluyor ruhum
sulu boya ufuklarla eğlerken şiirimi
elimi uzatmaya olmuyor dermanım
serçeler kırıntı peşinde
ben durak durak tanıdık bir geçmiş
beyaz yalanlı bir masumiyettir romantizm
sapsız bir çiçek gözlerinin gülüş anında
senli olmaya hevesli ölmeyi bilerek
bir güne sonsuz kere yabancı kalmaktır
yoksan kendinde ve bende...
çiçekli pencerelerden
görünmezdi dışarısı
içerimdin soğukta
hayalin de üşümesin diye
çıkarmazdım aklımdan
ilkyazlı gidişlerini de
mavi bir yağmur gibi vuruyor
bakışların penceresine düşlerimin
konuşsan yitik zambaklar
gülsen bembeyaz
şosesinde kalbimin
damla damla sayıklar ismini
rüyasız uykularım tavı geçmiş sensiz
ben gayrı memnun vazgeçilmekten yağmurum karalama defteri
ölümdür adı miskindir sensizlik acısına suretsiz iltifat
nankör ve erişkin kirpiklerinde oynayan
mukayese edemem sensizlikle bile ölümü güzegahsızım
itimatsızlık kudretsizlik mahzeninde olgunlaşır dokunmanın
o yüzünü hatırlıyorum
yağmurlu yağmurlu bakan bulanık
şeker kutularına aşık tebessümünü
zaman düşüncelerinde is oldu perdelendi artık toprak kokusu
insanı kotardım ellerinden
derin olmayı acı yeşil bakışlarının ilmeğinde




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.