düşünmek saygılıydı benliğime
bilirdim geniş caddelerin sözlüğünü
bulutlaştıysa eğer kıyıya bakış açılarım
sokak aralarında direğe konmuş bir martıyla
bile mutlu olurdum
adsız
kirli sarı zamanlarda
tanımsız bir sessizlik isteği
kuru ot kokusu gibi bu
her şeyi ve herkesi
yalan yanlış yorumlarda
kaybolacağım
küçük bir kasaba çarşısını anımsatacak bedenim belki o sadeliği bile bulamayacağım
kıskançlığım atılmayacak kollarına
yok olacağım
gölgeler mahalleyi teslim alınca
pencere kenarlarında gezinir umutlarım
evler bir adama benzer
odalar bir hayat görür
ben hep kabullendiğim çocukluğumla kalırım
arkadaşlarım büyürler durmadan
seher serinliğiydi tumturaklı
sabahı omuzlarına döktüm
saçların güneş gibi pasparlaktı
bana bıraktığına tutundum acım koktu
benden başka herkeslerden gizlediğin
tebessümünün yamacında rastladım
sesi kısık kaldırımların
gözümde küçüldükçe dünya
şaşıyorum kalbimdeki tortuya
unutkanlığı unutan benim
güzelliğinin karşısında...
sözcükler iş bıraktı
sesler yorgun
harflerin kılı kıpırdamıyor
tek iyimserliğim
tek beklenti kırıntım
saklarım sana
ben ki ümitli proleter
şehrin dallarında
üşüyen kuşları sayan
ağzım yüzüm bulut bulaşığı yağmur artığı
sarmaşık adeti
seni görmek sarıp sarmalar içimi
kış başlangıcı gibi istanbul gibi
türkü kadersizliği
iki gözüm
senfonik bu mart
terli saçlarımızda
sesler canlanır
olur olmaz yerde
ellerinle öpüşmek
uzak tutmaktır




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.