ılık bir griydi seni kaybetmişliğim
yitikliğin acılı bir sır kalbimde kama çıkmayı unutmuş
hedefi hep şaşırdım uzak ağaçlara koşmak gibi
hiç yürünmemiş yollar gibi hıncahınç öfkeliyim
nerde ayak sesi senli ağlayışım sensizlikte
temel sorunum buydu hızına yetişememek
kısık ateşli orkestrasıydın sözde kuzgun
eflatun korkağı mevsimlenişlerin
riya ağaçlar akşama mutlaka ölü
ve öpüşmeyi bildirilerime yazdım kumrusal
doğruların önünde sadece zafer doğurgan
hülya saçlar mutlaka zamana köle...
sonsuzluğun ortasında bir ozan:
evreni yaşatan hayat damarları
sana koştuğum yollardır
yaşamaya olan zaaflarım
ne sen ne bir başkası
karşımda gülüşün uzak ilkyaz özlemleri
kağıt gemilerim kalsın denizlerimde izin ver
uzak düşlerimle ıslansın ellerim sıkıntısız
mütevazi rüyalarımda kaçıncı kez gittin güvercinli
gerçekler abartılıdır oysa bir ayrılığın ortasında
ne bir kanat sesi ne bir serap yanılgısı...acı...
yalnızlığın en köşesindeydim
aklımın ucunda devamlı gideceğin
ortasında olduğum tek şey
düşünmekti...
herşeyden önce sesime dokun istedim
bu defa çok konuşmayacağım
sevgilim
duygusal geceye doğruluk
yoğunluğunu atamıyorum üzerimden
aralık soğunun
is kokulu seyrek çocuk saçlarında
karşı karşıyayız ayrılığımızla
kavuşmakla ise sırt sırta
niyeyse
sarılamıyorum karşımdaki boşluğuna
sarılıp uyuyamıyorum
kauçuk ağacı korkuttun beni
bak yağmur sevişkeni yüzümde yola vurmuş ay ışığı
kauçuk ağacı yaprakların çok mu acıyor rüzgarda sürüklenişli
kauçuk ağacı yağmurla tüm gün seviştim
kimseler görmedi ama sen şimdi sokaklarda
yapraklarınla acı çekişli bir gölgesin
çatılarda parıldayor sağanak
dalıyor korkularımın arasına
toprağın kasıklarında akarak
tüm sonlara meydan okurcasına
sarı fotoğraflı anılar gibi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.