son yağmurlarda
sıkıntıyla terbiye oluyor ruhum
sulu boya ufuklarla eğlerken şiirimi
elimi uzatmaya olmuyor dermanım
serçeler kırıntı peşinde
ben durak durak tanıdık bir geçmiş
beyaz yalanlı bir masumiyettir romantizm
sapsız bir çiçek gözlerinin gülüş anında
senli olmaya hevesli ölmeyi bilerek
bir güne sonsuz kere yabancı kalmaktır
yoksan kendinde ve bende...
çiçekli pencerelerden
görünmezdi dışarısı
içerimdin soğukta
hayalin de üşümesin diye
çıkarmazdım aklımdan
ilkyazlı gidişlerini de
mavi bir yağmur gibi vuruyor
bakışların penceresine düşlerimin
konuşsan yitik zambaklar
gülsen bembeyaz
şosesinde kalbimin
damla damla sayıklar ismini
rüyasız uykularım tavı geçmiş sensiz
ben gayrı memnun vazgeçilmekten yağmurum karalama defteri
ölümdür adı miskindir sensizlik acısına suretsiz iltifat
nankör ve erişkin kirpiklerinde oynayan
mukayese edemem sensizlikle bile ölümü güzegahsızım
itimatsızlık kudretsizlik mahzeninde olgunlaşır dokunmanın
o yüzünü hatırlıyorum
yağmurlu yağmurlu bakan bulanık
şeker kutularına aşık tebessümünü
zaman düşüncelerinde is oldu perdelendi artık toprak kokusu
insanı kotardım ellerinden
derin olmayı acı yeşil bakışlarının ilmeğinde
çağlasız iki yazdık
yazsız iki çağla
ölümü düşünmeyi paylaşırdık
sırt sırta iki yazgı
vişne bahçelerinin gürültüsüne muhtaç
kısık sesli özlemekten bıktım
bağırarak ölmek istemiyorum
kış gelirdi kuş izleri kayıp
ağaçlar içine kapanık çocuklar gibi
üşümeyi annesizlik sanırdım
ölü bir yazda kurudu gözlerim
yollar takılır aklıma
fırsat bulamadığım başaklı hayallere
elim boş gitmeye yüzüm olmaz
yağmura sakladığım hüzne sıra gelmez bir türlü
eski odaları özlemekten...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.