1.
sırma gölgesindeydim saçlarının
edanla konuştun yüreğime susuk
ben hiçbir haline yetişememiş kadar
mutsuz
domateslerim yandı sobanın yanında
ağladım çooook yıldızlar kadar
dereden yengeç yakaladım beslemek için
kızlara laf attım çeşme önünde
hayatımın ilk ve son balığını tuttum merginafonla
adaşımın aşık olduğu kızın ablasına aşık oldum
I.
hasta bir tezatsın sen istanbul
boğazın bol gemili poyrazın ince
hasta bir tezatsın erguvan zamanlı
kavuşmaya istikametli değil
göğermiş soğan gibi
gelir konarsın gönül soframa
yeşil bir çocuk olur
bu bahçe
bu çağrışlar
umudun karasabanına sürmektir kendini
nereye yönelsem aynı yönsüzlük
hikayemizi birbirimize anlatıp gülmek gibi
en büyük hediye birbirimize
gitmelerimiz o yönsüzlük yönelmesiz
bağışlayamam kendimi kendim için
ancak senin yönsüzlüğün unutturabilir kendimin kendime ettiğimi
akşam da arkadaş olmuş sana yavrucum
sen de büyümüşsün başımıza hüzün kesilmişsin
nice yıllara diyecek yarın sabah sana
yol yaprakları çiy kırıntılı
sen akşamdan kalma
doğma sıkıntılı doğurma sancılı
sarhoooş olduuuum
duy beniiii
ey yağmurla gökyüzünün seviştiği
mavi yatağı düşlerimin
dağ başında kör sağır dilsiz biçare kalır mı
şu sevdalı rüzgarlar
sözcüklerime gündeş olmadan taşındın
kendi içindeki kendinden başkasına
seslerimiz ayrı semtlerin sessizliği
şimdi ne desen kır kokusundan ayrı
şimdi ne desem polen tozu bulutu
sen kendinle ben seninle sarhoşum
sıkıntısı ilerleyen günlere sızacak şarkı
dilimdeki kekre toylaşmanın ardındaki kan
kayaları un ufak beynimde tüm doğrularımın
uçuruma tutulan aynaya adressiz kandığım
ezgi
çizgi
son şarkımızı dinleyip ağlayalım ayrılık demi
çıkıp gelmişim yedi iklim bağ bahçe sana
ellerin anlamındır ben batan küskün gemi
gözyaşlarını sun ellerinle içeyim kana kana
ıslanayım tepeden tırnağa nefesinle saygın




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.