kanar tortu
bütün günlerin eksik kalmışlığıyla
dudağımda
ve mayıs polenleri doluşur gözlerime
yağmursuz toprağısın yalnızlığımın
seninle bir yalnızım
kirpiklerine as beni yavrucum
ölümüm yakın dursun nefesine
ben uzaksam uzağım
ben farklıyım ölüşüm farklı...
bir akdeniz kasabasının
kimseyi bulamadım
eli açık bir sonbahardı
yaprakları saçların sandım
sözcükler aradım ağaçların arasında
üşümek böyle öğrenilirmiş demek
ah sokağa bakan pencere yanım
geceydi
güzelliğini duymayı reddetmiştin
yağmura çalan bir hüzünle
birbirimizi istemiştik
iç tanrılarına olan güvenin
gözlüklerinin camından
bohem bakışlarımda kalan beyaz elbisenle
sabahlara kadar susmayan valsini
görmeliyim...solmasın içtiğin çaylar
saçlarımın renginde bulut bardağında
unutma gür bir şekilde istediğimi
ellerinin
maviyle gri karışımı bakışlarım
göğe eski bir şarkının hatırına bakıyorum
liseli aşklar umarsızlığı soluğumda
yağmurdan sığındığım ağaca sarılıyorum
akşama doğru üşür koşarım sağa sola
göğe duyarlı sanırdım ellerinin
dokunuşunu yanaklarıma
sanki bana dokununca
kanın bile mavi akardı içinde
'bana gök sana yer yeter' derdin
misafirdik kendimizde kendimize
yalnızlık ikinci bir kişi
gözlerimize sığmayız birbirmizin
yeri göğü dar ederken güngörmüşlüğü
tüm saçmalıklarımızın kalbimize
dağınık
şiir ateşiydi ruhumda ağustos
istanbul sıkıcı olgunlaşmamış daha
hayatın atar damarını dişliyorum
unutmak mıydı ki acaba bu kepazeliği?
beklemeni istemiyorum gün ışığını
beni dinleme çek git...
göl yüzlüm
biraz kıpırda
tutunacak ince bir dal bulayım umarsız dalgalarında
ömür hançeri dalamadan göğsümü
seni öpmek
eminim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.