umrunda olan hayat kadarım
sessiz pencerelerde esir gölge
derdimin boyu kadar aşka uzarım
nasıl içleniş ki hep ayrı yörünge
birgün dediğin yerde zaman benim
siyahın adı değişti seninle
zamanın ölçüsü
mevsimlerin hepsi bir oldu
bir ayrılık aynı...
kahırlı nefes almalar sıktı
kırmızının en güzeliydi bu bahçe
bu gül en güzel açılanı
kahvaltı neşelerinden kalkmış gibi
seni öpüşler sonrası yoğunluğumda
yeni bir yol gözüküyor hecelerime...
çiçekli pencerelerden
görünmezdi dışarısı
içerimdin soğukta
hayalin de üşümesin diye
çıkarmazdım aklımdan
ilkyazlı gidişlerini de
beyaz yalanlı bir masumiyettir romantizm
sapsız bir çiçek gözlerinin gülüş anında
senli olmaya hevesli ölmeyi bilerek
bir güne sonsuz kere yabancı kalmaktır
yoksan kendinde ve bende...
mavi bir yağmur gibi vuruyor
bakışların penceresine düşlerimin
konuşsan yitik zambaklar
gülsen bembeyaz
şosesinde kalbimin
damla damla sayıklar ismini
güz ufukları gibi durma karşımda
inan
sokulgan alevlerim yakmaz ellerini
ümidim olmasa taşır mıyım
kızgın nehirlerimi gözlerime
gökyüzüne yansır sesinden kalan
tortulaşmak istiyorum şu kokunla
acılarımın aynasındaki çığlığımı
şaşkınlığın duysun sen sadece bil
şansın yok yalnızsın gidişin tek
son yağmurlarda
sıkıntıyla terbiye oluyor ruhum
sulu boya ufuklarla eğlerken şiirimi
elimi uzatmaya olmuyor dermanım
serçeler kırıntı peşinde
ben durak durak tanıdık bir geçmiş




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.