dışarı çıkmak istemem içerimden
nisan serabısın acılarınla içimde
grilerin çizdiği yeşil bir dünya olmalı
kendi kendime uydurduğum turuncu sıcağı bir şarkı
saçlarının ortasında uçsuz bucaksız bir ovaya benzerken yüzün
kan sesli bir sözcüktü adın
aort damarımda
gayya kuyusundaki son damla kadar
eşsiz...
kalbime kan değil
intiharsın özeleştiri ölüme
serseri dinamitler ihtiraslı
çare midir çözüşsüz düğüme
şarkılar olmadığınca hırslı
celladıma seni ısmarladım
soğuk ikindilerde özlediğim
portakal çiçeği kokusuna uzanan
küçük bir balkon anısı artık
birlikte sesine sığındığımız yağmur...
zamana sığmaz mı ikindi ağlamaklılığı kirpiklerin
gecikmiş yağmurlarca özlüyorum kokunu karşılıksız
uzun yolculuklar akla sığmaz yaşamlar erittim sana
damıttım ıslak serçe gözbebekleri varsıl yokluğunu kalbimde
kapılar yüzüme kapansa da sen sensin işte o sen bende benliğim
sokak lambalarının etrafında ışık böcekleri çocukluğum
tan yeri gururlu
gitmek istiyorum
çıplak ayaklı
incinmesin hiçbir
seher ürpertisi
pastel resimler gibi olsun isterdim
peşinden koşmalarım
kaldırımlar ilk yağmurlara teslim olmadan
ve incecik bir yelekle geçmeli koca gün
seninle rahat konuşabilmek için
üşümemeliyim turunç ağaçlarından demde
kapıları kapat
çeneni kilitle
korkupeşinde
yorganı çek üstüne
ayak seslerini dinle
kare kare flash
kırılmış anı parçacıklarıyla acıtırken sevda
sanrılı iç denizlerimi de geçtim
kuru ayazlarda içine düştüğüm telaşta da
o tadı kekre saplantılı imkansızlık
kendi sorularından sıkılmış bir hayattan kalmayım
gelmeyi senden öğrendim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.