anlatılmazki
hayatın yaramaz huysuzuyduk
yakamoz ışıltısı kanrevan çökmüş içimize
yolların asi kırlangıçları aşka taşınmış
benliğimin yokuşlarında ayaksız serçedir umut
öğütlerce boş tamtakır kucağımda şiir kırıntıları
yeni öğrendiğim bir şarkıdır aşk
aynı yolu aynı fikirle paylaşmak
gülşen oldu işte temmuz sıcağı
çay içtik özlemle bir bardak soğuk su
yüz çizgilerimiz daha bir kalın edalı
utanmadık hiç üzüldük demiri kesen el adına
I
kolların iki nehir gibi
sarınca düşlerimi
üşüdü uyku
özlediğim tatsız tuzsuz kent akşamları
papatya beyazı yol yorgunluğunda
güneşinle yakıyorum yüzümü umarsız
toprağın hırsını alacak mı ki ölümüm
doyamayınca güzelliğine ufuksuz bakışlarım
yeryüzü doysun istiyorum anlamaya beni:
'süresiz bir sevdalılık halleri
ilk mevsim yağmurları uğurluyor kuşları
kara tahtada 'ali gel' ve 'ayşe topu tut'
ben hep aynı yerde ben hep her bıraktığın
ben hala düşündüğün turunçların arasında
serin güz rüzgarları okşarken kirpiklerini
anla bir tanem
seninle ben değil büyüdü çocukluğum
ihtiyarlayansa gün günü içimi kemiren
seni unutmamaktı
ayrılığına konuk
küllerimde komedi bitti
şairliğim dumanlı bu dem istanbul elimin artığı
anladım anladım diyorum kendi kendime
kulağı kirişte acılarımla
düşüyorum anılarımın balkonundan sensizliğe
olan ve olmayan
tuhaftık düşkün bakımsız
eziyettik iklimsizliğimizle kendimize
bu bakışsız zamanlarımızın tutanaksızlığıydı
artık bizmle birlikte
anladık büyüdüğünü acılarımızın da
acılandık
nereye yönelsem aynı yönsüzlük
hikayemizi birbirimize anlatıp gülmek gibi
en büyük hediye birbirimize
gitmelerimiz o yönsüzlük yönelmesiz
bağışlayamam kendimi kendim için
ancak senin yönsüzlüğün unutturabilir kendimin kendime ettiğimi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.