biçimsiz kaygılar çağından geçtiydim
defne yaprakları saklayarak
arasında anılarımızın
yaşam vadisinde uçurum vadelerimizle
paylaşıyoruz nefes alışlarımızı
umutlarımızın üstü çizik
acemi solurduk havayı
usulca giden gölgelere bile bakmaya sanki erken
kurtların kente inme vakti uykuya düşkün
unutulmuş kasaba pazarlarında kaçırdık aşkı
aslında aşk değil imkansız olan
eskiyi yaşamak mümkün olsaydı...
akşam ağlarını ördü
yoluna kederin
neye uzanayım diye sorarken
kendi kendime
uzak ama berrak
gülümsemeler uğrağına çakılı
yağmurlu bir pazar öğleni miydik
hava çok soğuk muydu
sorularımızın uzunluğu kadarla
kalmadık
zaten hep ayrıydık
ne resim ne imge
kaldırımlar soğuk tenli yatağında yalnızlığımın
acıların yuvalandığı yerde naziktir ay ışığı kahramanca
samanyolu yutar hayallerimi gözlerimde biriken yakamozlarda
yıldızlardan umut çalma zamanıdır sarhoşluğa vurmadan işi
herşeyin bittiği yerde sarıldığım şiirlerde sen ölüm ve sonsuzluk
parmaklarımda acı hem de bol güneşli içebilirsin bir tanem
bunu halledebilirim
ürpermem seherle
belki zorlanabilirim
bilemem kaçıncı kişiyle
şiir hayatın içinde
yüzüme bak
bakışın cam kırıkları gibi saçılsın ömrüme
henüz çırağıyım yokluğuna alışmanın
ama ustalaştım seni her gördüğümde ölmekte
ben hem senin karşında
hem kendi karşımdayım
arifeyiz aşka aşk olmasak
iksirli gerçektin ağaçlara inat
yüreğimde dal budak kök salan
dere kenarlı ıslak bir günde havalı ölüşelim sevgilim
kıvırcık neşeli inerdi ayaklarımıza kara su
başlamışlık bitirir bilirim seni
eteği ilkyaz duyarlığı çamurlu nehirim
bizi ayıran günün ilk ışıkları desem kırılır mısın ince erik dalları gibi
yoksa inanır mısın mart yangınlarına düşmüş bahar ağaçları arkadaşlığıyla
heeeyyy duy beni kızıl denizlerin hırpalanmış bıldırcını
saatlerimi ayarladım yoksunluğuna penguen gülüşünün




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.