uzaktaki susku yaşlanmaz bir türlü
bir pazartesi gündüzüne benzeyişinle
yitiyor okul zamanlarına açılan ne varsa
ve senfonik bir uğultusu olacak birgün
ilkyaz sevişmelerini birlikte özleyişimizin
bana bir yol türküsü eyledin yaşamı
gidişinle tanıdım korkuyu
ölümle aynı kaderi paylaşıyor
dudaklarım
sen yoksan ölümde yok
ben de yokum bu yok oluşta
savrulur yaz
özlemler yangını tadın üzerimde
ormanlarım boğuk
bana bıraktığın bu son dal parçasıyla
gidişin sularında duruyorum ayakta
kentin son ışıkları yalarken yüzümü
ümidim olmasa taşır mıyım
kızgın nehirlerimi gözlerime
sen
nehirlerimin birleştiği deniz
sen
boğazımda düğümlenen siyah gelincik
gün batımı kışkırtınca yolları
ellerim ceplerime sığınır
gövdem ceketime
gözlerim karanlığa
sığmaz yüreğim dünyaya
yapma dedim etme dedim gölgeler sustu
bir sen susmadın içimde gülüşünle titrek
bana bıraktığın boyunca sisti pustu
maziyi şaşkın ararım yalnız kırgın ürkek
okyanus aşan yelkenli gibi tanımam durak liman
çocukluğunu hatırlamak istiyorsan eski şarkıları dinle
sen benim hem çocukluğum hem eski aşkımsın
şarkılarının yerine beni koy
ya da şarkılar benim yerime geçsin
ben nereye baksam hep aynı intizar
gövdemden budamışlar seni
Her Türlü
kıraç toprağını da seviyorum
yaban otlarını da
seni düşünmenin...
ağlamanın sırası olmayacak ömürde
suyu paylaştığımızda avuçlarımızla...
öğlen sonu güneşinin düştüğü bir kentte
sessiz bir sokakta düşünmüştüm kavuşmamızı...
seni sevmek yetmiyordu göğe bakmama
seninle paylaşmalıydık gölgesini bulutların
kavak ağaçlarının hışırtısı olmalıydı yatak odamız
duraklarımız meraklı gözlerle eve gidişimizi gözlerken
bütün yakın anlamların son yolcusu biz olmalıydık
iç çekişimizin uzaklarındaki toprak yüzlü çarşılarında dolaşabilmek için




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.