eski bir sohbet
yeni bir sohbette söz konusu olur
birlikte yaşanan yalnızlıktır
arkadaşlar uzaklaşırlar
zaman yetmez yalnızlıklara
mevsimler yerine sahipsiz yağmurlar sayılır
çağrılısıydım sen nerde varsan o
itfaiyeleri oynatırdım ilgini çekmek için
şehir sıcağa kana açlığa teslim
bakmalarının madalyasını kıçı yamalı donumda taşıdım
ben dediğimin ne demek olduğunu hiç bilemedim
seninle öpüşmek isterdim bir güvercin sever gibi
uzadı öyküsüzlüğü serüvenimizin
yaşanmamış güleç ahmak ıslatanlı
ayak bileklerimedek
çamurlara saplandığım eskimemişliklerden
geldimdi oysa
yatalak bir sona ermekte
okyanus ortasındaki kayada
güneş izleri gibi
bende uzaklığının yansıması
sarısı bozulmamış
adsız bir geçiş mevsimi hüznünde
boğulmak gibi gidişinin ani ertesi
yanımda kaybettiğim acı uzaklığın
öyle bir iç kırıklığı ki
zehir bir denizde boğuluyor su...
hayal gerçeğe gömülünce
göğü kirletiyor gözyaşım
yağmur ara nağmesiydi gökyüzünün
ayaklarımdan göğsüme kadar donuyordum
sokağın orta yerinde iki yoksul çocuk
biri bendim diğeri ayakları çıplaklığım
sisli sabaha telaşlı terli bakıyordum
sararır sancısı sayıklamalarımın
saman alevi gibi yanıp tutuşup uçuşurken heceler
kırmızı açılırken ufukta kapanan siyahına soğuğun
adını anımsatan ne varsa kalır dilimin ucunda
uykularımın arasına ayraç olur adın...
kurşun kalemli kaşların
ama silinmiyor çizgileri
gözlerinin üstünde iki hayat
tutuyor ellerimden
gitme
düşmek istemiyorum
şarkımızın haziran kısmını da al yanına
yeryüzü dikenli bir hasır
sensiz atacağım her adım
bir evim yok
başımı sokacağım herhangi bir aydınlık
gözlerini almasan da olurdu gözlerimden




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.