serçeleri göç ettirir yollarımızın ayrılığı
rakseder pamuk ipliğine bağlı ardına kara perde çekilmiş gökyüzünün deli çalkantısı sokaklar sana suskun
ben noktasız harf sen harfsiz nokta
köy yolu ıssızlığı bol yıldızlı sevişmenin kokusu adınla
ay esir akşamlara nasılsa olsun gelsin sensizliğin karanlık oynaşısı damarlarımda can bulsun ey yar
varlığından geçtim yokluğuna adadım çoraklaşmış çılgınlık güncemi
nasıl bulanıklaştığını bilmezdim
şarabî uğurlardım ağaçların güneşe kırgınlığını
uğultulu ve uyuşuk
durgun sularda
kaderlerine ve kederlerine boyun eğince yapraklar
susuk
karanlık bir avludur yol ayrımı
çoğul yalnızlıkların iskelesinde
upupzun bir kabustan uyanınca gördüğüm tek gerçektin
göz çukurlarımda can çekişirken imbatlar
yıkımların sancısı önemsiz bir alıntıdır artık
kör karanlığıma alıştım unuttum aydınlığını
keramet mi var ki ayrılıkta
ona varır her darmadağınlığın sonu
suçsuzluğun yol ayrımıdır o
ormanların yeşilliğini kanıksamakla
kanıksamamak arasında
masum masum akan sular gibi görünse de
salı pazarından aldım samimiyetimi
çiçek dalında güzel ellerim var ya
kahkahası nasılsa ortasından kesik
adımları her yöne yarım
bakışları ancak kirpiklerinin ucuna kadar
suçsuzluğuyla suçlu
şarkısını bir kendi dinledi
ve tek kendine söyledi
ağustostu
unutulmuştum
anımsanmak için sevince
kırılgan bir güle
gömüldüm...
kimi şose kimi ışıksız karanlık
yoksunluğumu yüzüme vurmayan
yağmurla ıslak güneşle aydınlık
akşamları bastığım yeri görmüyorum
bu yağmurlar beni durduramıyacak
her yanım alev her şeyim yanık
günün ucunda su tomurcuğu
gözlerimin alabildiğinde
kısa bir külleşmişliği acılarımın
kirpiklerime dokununca imkansızlık
karardığı gelirdi denizin
dışarıdan korkunca içerisi
ahh bugün pazar bedenim tatil
yüreğim değil
ben hayata gelişi güzel balıklama




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.