nereye sığınırım böyle gölgeli kimliksiz
gezdiğim şehirlerden neler topladım sana
sanırım adaklar adadım ağaçların kuşlarla sevişmesine
içim içime sığmıyor kuşluk vakti geleceğim
şehir kendi ışıklarına küsmüş olacak
güneş pörsümüş sarsak bulutlar sümsük
akşam yine ellerimde uzak türkülere yattı
gün çoktan karardı buzdan bir alev oldu yokluğun
ben seni içimde yılan gibi kıvrılan yollara mı sormadım söyle
sensizlik bilir misin dehşetin bin bir yorumudur
ölüm kimsesiz meddah başucumda
yalnızlık köpeğe yoldaş yarınsız
Eski Alışkanlık
eski bir alışkanlığımdı
esir düşmek
kirpiklerinin ucunu
öpmek isteyişime
erken uyanır kışların kaşların daima senden önde
imalarınla bana kurduğun dünyayla avunur haylanmazlığım
doğurganlaşsan diyorum eritsek kar boran hüzün kışlarını
dört mevsim olsa yatağımız bu beyazlık sona erse solsa
solsa kuşkularımız bir bir solsa
kırk yılın hatırına ayaktadır ağaçlar gibi
susuşuna anlam veren fikrimin sılası tesellili
sahnede renksiz yabancılı muntazam gösteri
küstahça dudak büküşün geleceğin martılı tedirginliği
sen yürürdün ben korkak
ben hiçbirşeye gücü olmayan soytarı
kapıldım kan köpüklü ırmaklarına
dudaklarıma kirpiklerini uzat
tutunacak dalım
lal boylum
kan endamlım
gece yolculuğu sohbetimsin
öğle güneşiyle çöken kabullenilmiş sessizlikte
ayağı sakat karıncayla konuştum sanki terli susamış
hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemiyorum sonsuz acunda
seni sevmenin yükümlülüğüyle atıyorum her adımımı...
duygularımı eritmeye çalışıyor sanki temmuz sıcağı
yanıbaşımda üç temmuz sonu
önümde çay ve kitap
haydar paşa paşalar gibi martılarla
karşımda uzun ve kıvırcık bir umut
bana seni anımsatmayan hiçbir şey yok
en küçüğü de
büyüğü de kan kırmızı
sensiz gecenin......
sarı bir geceliğe benziyordu toprak
sıcak sımsıcak yemiş gözlü bir yazdı
yanıma yaklaştığını anlamadan
uzaklaştı umutlarının tazelenişi
acılarımdaki hep son defalıktan
toprak ilk defa soyundu ilk gençliğime




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.