ıssızlık say kalan ömrümü
aklım yine kendini bir başına bırakmaya giderken
bir olmayacak hayalin içinden bakıyorum kendime
kulağıma fısıldıyorum sonra kimselere görünmeden
bir kuş kanadına konsam sonra uçsam
İstanbul
sessizce doğuyor güneş
yaşadığım şehrin üstüne
bir rüzgar esiyor kendiliğinden
dalga dalga oluyor sakin deniz
Yoruldum gidiyorum artık
unutmasın beni başı bulutlu hayaller
solmasın kendine çiçekler
gidenlere yakılmasın türküler
tutulası bir güzel sevdaydık
sakıncasız bir hayatı yaşadık
istedim ki
istedim ki
yüreğim hoş dursun
kendince mutlansın
gittim çocuklardan sevinç
Bir gün sıram gelecek benim de
her insan gibi hiç istemesem de
olmaz desem de boşa
hükmüm kime geçmiş ki ölüme de geçsin
bilmek de mümkün değil sürem ne zaman biter gelirse
de
Aylardan şubat telaşlı bir cumartesi akşamı
peşimizi bırakmayan ısrarlı bir soğuk
caddeyi dolduran sıradan insanlar
yüzlerin saklayamadığı çıldıran arzular
kimsenin fark edemediği garip bir uğultu
kendini unutturmak isteyen yorgun yağmur
iyimserlik
bir taze son bahar günü alışveriş dönüşü
yorulmuştum elimi de acıtmıştı
25 kuruşluk birkaç naylon poşeti
-iktidar ve market ortak yapıtı
İşte akşam oluyor yine geceye yakınım
güneşin batışı kadar sessiz ufka bakışım
birazdan hiç düşünmeden çöker karanlık
ay ışığı doldurur gökyüzünü yıldızlar görünür
yüzüme yeni bir sevecen gülümseme yayılır
küçük sevinçlerim beklemeden kendini büyütür
Yaşam ve ölüm
aşk ve yalnızlık
uğuldayan rüzgâr
uçuşan yapraklar
soğuk bir güneş
buza dönen yüreğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!