kendine iyi bak
yağmur var
bu sabah
İstanbul’da
hava da daha serin
kimden korkmalıyım şimdi ben
hangi suretten hangi yürekten
kendimden de mi korkmalıyım
hayatımı karşılayacak
Düşlerimde kimsesiz bir ülkede uyanırdım
hiç bilmediğim hiç gitmediğim hiç yaşamadığım
şehirleri gördüğüm hiçbir şehre benzemezdi
filmlerden kitaplardan öğrendiğim de değildi
uykularımın ortasına düş düşürenler de bilmezdi
kimsesiz insanları vardı tanımazdım hiçbirini
kırık hayaller
aramasın hiç kimse
bulunmaz artık o eski sevdalar
umutsuzca tükenip gitmiş
kendini bile sevmeyi bilmeyen
kırık yağmur
yarım bir güz masalıydı
tükendi kelimelerim
sessizliğim sevindi
arkamdan koştu
Az önce bir küçük kız gördüm parkta
bankta oturuyordu sarı saçlı bir kadınla
kucak dolusu gülümsedi bana
mutluydum bende ona gülümserken
sarışın kadın mütebessim bana döndü
sanki yakın bir dostun yüzüydü
bir kırlangıç fırtınası yinelenirken
ayın yüzüne düşer gölgen
gizli gizli çalınan eski bir tamburun
hüzün saçan bencil sesinden
atarım kendimi taş odalardan dışarı
koparıp yarım şiirlerin biçare sessizliğinden
Şimdi yalnızlığın bini bir para
şıngır mıngır bir makara
sanırım iyice kafayı taktı bana
nereye baksam o var
karşımda her nereye gitsem
en umulmadık anlarda
Üsküdar vapurundayım üst güvertede
yanımda sırt çantam bir de fotoğraf makinesi
hafiften ılık bir rüzgâr esiyor sanki gelen lodosun habercisi
Çamlıca üstünde sessizce yükselen güneş
gecenin pasını usulca siliyor
sabahın o ince soğuğunu alıyor
Kar yağar yağmur yağar rüzgâr eser zaman hep geçer her nerede olursan ol
gözlerine kaçar mutluluğa söz kesen yürekler
her nerede olursan ol
dudaklarını yakan bir ateştir artık sevdalı sözler
saklanamazsın bedenini saran
zehir zemberek hayallerden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!