Sessiz rüzgâr gül kokuyor
yüreğimden çalıp götürdüğü
yeşeren bir tomurcuğun
içinde derin bir nefes
başın gökyüzü olsun
sana varışıdır umudumun
güneş
ellerim avuç avuç gökyüzü
güneşin ilk ışıklarını topluyorum
her sabah ne düşerse payıma
dolduruyorum evimin içine
güneşi vurdular
Güneşi vurdular bu sabah
tam da gün doğumunda
toplanmıştı paranın cellatları
önce suçladılar sıcaklığınla
Gün gelir içi geçmiş yasak bir meyvenin
zehirli tadından alamazsın kendini
gün gelir yüreğini taşıyamazsın da
kayıplarda sanırsın kendini
kimsenin görmediği fark etmediği
ne hisseden vardır ne de hissettiren
Sabırsız beklemeler artık acı bir gurbet
yıllar üst üste birikir bende hep hasret
bitmeyen alevlerim sarar ıssız karanlığı
bedenim sönmüş bir yangın artığı olur
kül gibi tarumar kül gibi hükümsüz
kırgın aynalardan fırlamış kaçak bir hayat bu
Bedeninin kuytusu
bir güvercin yuvası
sıcak ve ıslak
her nefesimde
yüreğimin her atışında
her dokunuşumda
güz rüzgarları
içimde güz rüzgarları eser
savrulup giderim
yalnız ben giderim
yaşananlar geride kalır
Fesleğenim çiçek döküyor
yüreğim usul usul soğuyor
zaman geçiyor dönüş yok
mevsimlerin ötesindeyim
hasret kokuyor ellerim
artık gelsen diyor yüreğim
hayal
hayal bu ya salgın bizden vazgeçmiş
kapanmalar bitmiş artık yasak yokmuş
istediğin zaman evden dışarı çıkıp
istediğin yere gidebiliyormuşsun
Ne çok zaman oldu terk edeli o sonsuz hayaller ülkesini
arayıp bulmak gerekti hayatın renklerini bize vaat
ettiklerini
yetmedi çabalarımız bitmedi savaşımız sürüp giden
anlayamadık yaşam hiç bir zaman bizden yana olmadı
her zaman zordu gerçekler kara taşlar kadar yamandı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!