Ne varsa bu âlemde, ardında yalnız O var;
En gizli arzuları, emelleri O duyar.
Ne varsa her şey hayal, aslında yalnız O var;
Hikmetle bakılınca haşmetiyle O çıkar.
Sürün şevk merhemini dizlerinize sürün,
Atalet illetini yolunuzdan süpürün.
Sürün aşk iksirini kalplerinize sürün,
Hakikat deryasında ruhunuzu yüzdürün.
Ey çağların ufkunda parıldayan Taç Mahal.
Ey kalplerde taht kurmuş mahzun, utangaç mahal.
Ey hasretle, hicranla harcı yoğrulmuş rüya,
Ey bu yeşil vadide bembeyaz kıraç mahal.
Aşk yoksa bir saltanat, kılıç kından ibaret;
Taht dediğin bir tahta parçasından ibaret.
Ekim 2013
Neler geçti başından,
Ne oldu sana tarla?
Çekildin kıtalardan,
Göçtün fırtınalarla.
Sana kimler kastetti?
Taş var kaldırım olur, çiğnenir caddelerde;
Taş var taşar göklere, taç olur kubbelerde.
Taş var doğar deryaya nehirler yüreğinden.
Taş var uzar fezaya zirveler eteğinden.
Ter deyip geçme öyle, gün olur bir damla ter;
Koskoca deryaları coşturmak için yeter.
Ter deyip geçme öyle, bazen bir damlacık ter;
Arzı temizlemeye, zulmü boğmaya yeter.
Toprak en büyük nimet, âleme ibret Hak’tan,
İdrak içindir insan yaratılmış topraktan.
Membaıdır hayatın, meşheridir sanatın;
Mührüdür yeryüzünde ilahi saltanatın.
Ondadır bütün kökler, ondadır renk, koku, tat…
Ondadır kâinatın ardındaki hakikat.
Toprak gibi her varlığa ana ol,
Toprak gibi yaşatmaktan yana ol.
Toprak gibi tutunsun sende kökler,
Toprak gibi hayat bulsun yürekler.
Yedi, içti topraktan tatmin olmadı yine;
Üstte doymadı gözü, en son girdi içine.
Eylül 2013




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!