Gel üzülme ey insan ne ayak ne kol engel.
Ne aşılmaz sarp dağlar ne geçilmez yol engel.
Dünya bir geçici han, bu hayat bir imtihan;
Seni haktan saptıran imkânları bil engel.
Bu bulutlar sendendir buharlaşan ey derya,
Bu ırmaklar sendendir dağlar aşan ey derya.
Akarsular, yağmurlar, dalga dalga denizler…
Senin hasretindendir böyle coşan ey derya.
Seninle başlar mevsim, açılır bahar ey gül;
Seninle coşar sular, yeşerir dağlar ey gül.
Çiçek açar ovalar, şenlenir bağ bahçeler;
Seninle huzur saçar, mest olur nazar ey gül.
Gönül, nefsin nimetle yoğrulduğu bir kalıp;
Batarsa çıkarmalı derin sulara dalıp.
Gönül, aşkın hikmetle yoğrulduğu bir kalıp;
Onu hür bırakmalı uçsuz göklere salıp.
Kimine gündüz, güneş, kimine gece hayat;
Kimine gayesiz, boş, kimine yüce hayat…
Kimisi için hayal, kimisine hakikat;
Cevabı son nefeste bir sır, bilmece hayat...
Ne kadar aradıysa bu dünyada ölümden,
Bulamadı bir başka mühim hakikati fen.
Bu hayal diyarında ölümdür baş hakikat;
Ölümle biter ömür, ölümle başlar hayat.
Bir çeşmedir çağımız her yanından dert akar,
Bir çeşme ki aşk cimri, adavet cömert akar.
Kurumuş kentlerdeki muhabbet pınarları,
Damla damla cemiyet, oluk oluk fert akar.
Bırak derdi, kederi, bil ki gözyaşı, hicran;
Bir yağmurdur her mevsim kalplere rahmet saçan.
Eğer bulutlar çöküp kararmasaydı gökler;
Yeşerir miydi dağlar, açar mıydı çiçekler?
Ne hükmü var zamanın vardığı bir son varsa,
Neye yarar bu yollar yalnız kabre kadarsa.
Varlığın sırlarına varabilmektir maksat,
Yoksa tüm görkemiyle neye yarar kainat.
Kâh göklerde kâh yerde, ruhlar şaşkın arada;
Göz manzara derdinde, gönüller macerada…
Ağustos 2011




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!