Gönül çiçeklerini gözyaşlarıyla sula,
Günahları nedamet ateşinde durula.
Tut gönül bahçesine akmasın bulanık su,
Çağlasın yüreğinde hakikatin coşkusu.
Yönel sonsuz âleme bırak fâni varlığı,
Yönel ki âleminden çıksın gönül darlığı.
Aç gönül kafesini salıver uçsun kuşu,
Seyreylesin semavat bak nasılmış uçuşu.
Ben bir fâni insanım, ne Bakiyim ne Galip,
Ne büsbütün Fuzuli, ne de bekaya talip.
Ben ki öyle Hayali şiirler yazamadım,
Tozlu hafızalarda belki kalır bu adım.
Sıyrıl fâni dünyanın gaflet atmosferinden,
Kurtul ruhu bunaltan karanlık çemberinden.
Bırak dönsün yerküre puslu bulutlarıyla,
Seyret uçsuz fezada sonsuzluğu derinden.
O görkemli krallar birer garip mezarken,
Nasıl ders almaz insan defineler kazarken.
Ne altın ne hazine ibret asıl define,
Ulaşır hakikati bulanlar hedefine.
Sanma kapkara bir tül, sarkan pencerelerden;
Gece bir karanlık dev, ömrümüzü tüketen.
Ağustos 2013
Değildir gözyaşları tuzlu olsa da acı...
Değil derin sularda boğmak hüznün amacı.
Serpiyor kör gözlere görsün diye gerçeği,
Hakikat deryasından taşan serin ilacı.
Bir bahardı mazimiz; aşktan, çiçekten, gülden…
İlhamını alırdı kalplerimiz bülbülden.
Sarardı o rengârenk bahçeler birer birer...
Gül soldu, bülbül uçtu, aşklar kalktı gönülden.
Hangi saltanatına güvenirsin günün sen?
Gün dediğin her akşam ufuklarda batarken.
Ne karanlığa batan ne doğan gündür hayat;
Sonsuzluğun ufkuna taht kurmaktır saltanat.
Battı bir güneş daha, geçti ömürden bir gün;
Yine söndü umutlar, çöktü dağlara hüzün.
Çekildi hayallerin gölgesi ovalardan,
Sarardı yaprakları ufuklarda gündüzün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!