Gönül aşk sahilinde kabuk tutmaz bir yara.
Kapılmış tuzlu suya, tutulmuş dalgalara.
Ne güller saçabilmiş rengârenk bahçelerde,
Ne de kavuşabilmiş engin okyanuslara.
Sanma ağaçtan kopan her dalı kuru odun,
Kim bilir ne yangınlar içindedir o od/un.
Ağustos 2012
Bekliyoruz bu mermer kayadaki heykeli,
Ustalıkla yontacak, çıkaracak o eli.
Eylül 2011
Temmuz'un on beşi koptu kıyamet,
İşgale uğradı vatan o gece.
Görmedi asırlar böyle ihanet,
Öz tankı, topuydu düşman o gece.
Bombalandı Meclis, halk kurşunlandı,
İnsan, insanlık ne demek?
Öğrettin ey öğretmenim.
Nedir ilim, irfan, emek…
Öğrettin ey öğretmenim.
Anlattın tarihi, günü,
Oku dipsiz gökleri, derin sanatı oku;
Keşfet sonsuz âlemi, kurcala varı yoku.
Oku coşan gönlünü, taşan ruhunu oku;
Marifet tezgahında ilim, irfanla doku.
Ne tesadüf ne de son, ilahi takdir ölüm;
Ebet yolculuğunda en acı, en hoş bölüm...
Ocak 2000
Mekan böler kalpleri, çarpar ruhları adet;
Tek/bire bölünmekte, çarpılmakta saadet.
Ekim 2011
Şan, şöhret, mal, mülk, makam; dünyada birer perde,
İnsanları düşüren ihtiras denen derde.
Şan, şöhret, mal, mülk, makam; her biri ayrı perde,
Ulvi hakikatleri kapatan gönüllerde.
O yüz ki ferasetle bakan her kişi tanır.
O yüz ki nursuz nazar baktığında utanır.
O yüz kalplere sürur, ruhlara huzur verir;
O yüz bir ayna gibi maverayı gösterir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!