Gözleri doymayan o hırslı kralların,
Savaşı bitmiyor karanlık yolların.
Toprağa dökülen fakirin kanıdır,
Yoksulun feryadı, biten dermanıdır.
Saraylar dikilir kemik yığınından,
Binbir umutla büyüttüm seni,
Canımdan can katıp sevdim her zerreni.
Herkesten sakındım, yel esmesin diye,
Gözümün nuruydun, en güzel hediye.
Şimdi bir boşluk var, dursa da zaman,
Güneş doğmasa da olur, karanlık kalsın her yan,
Bir tek senin gülüşün aydınlatsın bu canı.
Ölümüne bir sevda bu, ne dert tanır ne zaman,
Sanki o gamzende saklı, ömrümün her anı.
Kızıl aktı o günlerde Munzur’un duru suyu,
Dağlar sustu, kuşlar sustu, derin bir uyku.
Mağaralarda nefesler, dumanla boğuldu,
Dersim’in kalbine sanki koca bir taş konuldu.
Kayaların yankısında saklıdır o feryat,
Susuyorsam sanma ki dilim lal, sözüm bitti,
Sanma ki korku gelip, cesaretimi yititti.
Edebim bir zırh gibi, kuşatmış benliğimi,
Sükûtum, haksızlığa en büyük reddiyetti.
Varsın bilmeyenler beni korkak diye ansın,
Gurbet elde garip kaldım, elimden tutan olmadı,
Şu fani dünya içinde, yerim yurdum kalmadı.
Kime dert yansam kapandı, yüzüme dost kapısı,
Sahipsiz bir ömür sürdüm, bitmedi kalp sancısı.
Sen de anlamadın beni, vurdun en hassas yerden,
Dışın yaldız olsa, için sönükse,
Eğilir başın her rüzgâr değse.
Kökün topraktadır, unutma sakın,
Asalet dediğin, özüne denkse.
Öykünme ellere, kendine dön bak,
Bir ben bilirim içimde kopan o sessiz kıyameti,
Çektiğim bunca çilenin surlarda gizli hikayeti.
Amed’in taşlarına sor, onlar anlatır derdimi,
Yıkık dökük ömrümün, bitmek bilmez gurbeti.
Rüzgar aldı götürdü, savurdu tüm çığlıklarımı,
Ah be hayat! Harcadın beni, bitmedi gitti ahın,
Su misali akıp geçti, hükmü kalmadı sabahın.
Soldu açmadan gülüm, hazan vurdu bağıma,
Gönül bir virane şimdi, esiri oldum günahın.
Nerde anam, nerde babam? Nerde o eski ocağım?
Dolaştın kanımda bir zehir gibi,
Damarda canlanan ferimsin benim.
Kurumuş toprakta bir nehir gibi,
Varlığımın tiryakisisin sen benim.
Gözlerin ufkumda sönmeyen ışık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!