Kızıl aktı o günlerde Munzur’un duru suyu,
Dağlar sustu, kuşlar sustu, derin bir uyku.
Mağaralarda nefesler, dumanla boğuldu,
Dersim’in kalbine sanki koca bir taş konuldu.
Kayaların yankısında saklıdır o feryat,
Anadan koparıldı evlat, bitti hayat.
Gidenler hiç dönmedi, kalanlar dilsiz,
Toprak bile küstü, kaldı boynu bükük, kimsesiz.
Yollar ayrıldı ansızın, isimler değişti bir gece,
Sürgün yollarında her adım, binlerce bilmece.
Kayıp kızların gözyaşı düştü yabancı ellere,
Dersim’in bu yarası sığmaz ne söze ne dillere.
"Ben sizin hilelerinizle baş edemedim," dedi SEİT RIZA,
Göğsünde onur taşıdı, boynunda ağır bir zincir.
Bu bir dert oldu ona, ama hiç eğmedi başını,
Munzur hala saklar onun dökülmeyen yaşını.
Laç deresi şahittir, dökülen her damla kana,
Ağıtlar yükseldi o gün her bir yandan, her yana.
Kapanmaz bu derin iz, geçse de aradan yıllar,
Hala o günün yükünü taşır bu tozlu yollar.
Dersim dediğin sadece taş, toprak değil bir candır,
Bellekte silinmeyen bir sızı, sönmeyen bir kor yandır.
Unutulmaz o çığlık, rüzgar estikçe hatırlatır,
Tarihin sayfalarında her satır, birer ağır hatıratır DERSİM.
Kayıt Tarihi : 29.03.2026 02:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kızıl aktı o günlerde Munzur’un duru suyu, Dağlar sustu, kuşlar sustu, derin bir uyku. Mağaralarda nefesler, dumanla boğuldu, Dersim’in kalbine sanki koca bir taş konuldu. Kayaların yankısında saklıdır o feryat, Anadan koparıldı evlat, bitti hayat. Gidenler hiç dönmedi, kalanlar dilsiz, Toprak bile küstü, kaldı boynu bükük, kimsesiz.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!