1964 diyarbakir doğum emekli işçi
I
Unutulmaz bir dramın sessiz tanığıyım,
İçimde közlenir acılar, feryadım dilsiz.
Yaşayan ölülerin çığlığıdır bedenim,
Kaybolan yılların yükü, omuzlarımda kimsesiz.
II
Anna
Insanız doğarken ağlayan
Ana kücağidır bizi saran
Dertlerımızin dermani olan
Vefazızlığa rağmen şefkatla
Bir çınar devrilir, gölgesi gider,
Dünya bir anda ıssızlaşır anne.
Gönül ne söylerse, hep sana der,
Gözyaşım seninle fısıldaşır anne.
Baba bir kale, surları sağlam,
I
Zamanın çarkı döner, renkler solar ve değişir,
Dışın yaldızsa, için karanlık, ruhun çürür gider.
Eğilir başın her rüzgârda, savrulur yaprak misali,
Kökün topraktadır, unutma, oradadır hakiki yerin.
Asalet dediğin, vitrin süsü değil, özüne denkse,
Karanlık çökünce ıssız yollara,
Bir umut ararım esen dallarda.
Adını anarım uzak yollarda,
Yüreğim seninle çarpar her gece.
Zaman bir nehir gibi akar gider,
Yine bü geçe ağlarim sesiz
Gözlerim de akan yaşlarim
Dünyadaki barişa kardeşlığe
Melhem olmasini dilerim
Allahtan, nedir bu ufke bu kin
Ne Bodrum’un kumu, ne Şile’nin kıyısı,
Ne lüks otellerde keyif, ne zengin uykusu...
Benim alnımdaki ter, ekmeğimin kaygısı,
Karadeniz’de çayın, dertli emekçisiyim.
Şımarık bir çocuk gibi, dünyaya gülmedim ben,
Soframda ekmeğim, suyum helaldir,
Sözümde mertliğim, özüm kemaldir,
Başımda savrulan bu ak poşudur,
Ben varım, ben bu rüzgarım lo.
Ezelden ebede süren bu dava,
Bir Ben Bilirim
Sorma beyim, sorma halim nicedir,
Gündüzüm karanlık, her an gecedir.
Sırtımda taşıdım koca bir dağı,
Dilimde feryadım tek bir hecedir;
Bugün ben bende değilim, sormayın hâlimi,
Susturdum dilimdeki o bitmez meali.
Kendi içimde yitik bir yolun yolcusuyum,
Yıkılmış bir sarayım, terk edilmiş bir vadi.
Dokunmayın hayalime, camdan bir kasedir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!