Bir ben bilirim içimde kopan o sessiz kıyameti,
Çektiğim bunca çilenin surlarda gizli hikayeti.
Amed’in taşlarına sor, onlar anlatır derdimi,
Yıkık dökük ömrümün, bitmek bilmez gurbeti.
Rüzgar aldı götürdü, savurdu tüm çığlıklarımı,
Kimse duymaz oldu artık, bu sessiz yanışlarımı.
Surlar şahidim olsun, dökülen her damla yaşa,
Gömüyorum kadim şehre, bu hüzünlü bakışlarımı.
Kaç bahar geçti böyle, dert üstüne dert ekledim,
Kırık dökük umutla, hep bir teselli bekledim.
Ben sustum, taşlar ağladı, Sur içi duydu beni,
Yüreğimin yükünü, şu siyah taşlara yükledim.
Hevsel’in rüzgarında yankılanır feryadım,
Yorgun düşmüş bedenim, siliniyor sanki adım.
Yaşarken çekilen bu çile, sığmaz hiçbir kitaba,
Yine de bu topraklarda, baki kaldı muradım.
Gece çökerken şehre, dumanlanır On Gözlü,
İçimde bir yangın var, her kelimem yaş gözlü.
Kime desem derdimi, yabancı kalır sözüme,
Sadece bu surlar anlar, onlar dürüst ve özlü.
Dile gelse bu taşlar, anlatır İhsanemmi’yi,
Nasıl sevdi bu şehri, nasıl çekti her çileyi.
Rüzgar savurur gider, dertler kalır bende hep,
Surlara emanet ettim, çektiğim her elemeyi
Kayıt Tarihi : 30.03.2026 22:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir ben bilirim içimde kopan o sessiz kıyameti, Çektiğim bunca çilenin surlarda gizli hikayeti. Amed’in taşlarına sor, onlar anlatır derdimi, Yıkık dökük ömrümün, bitmek bilmez gurbeti. Rüzgar aldı götürdü, savurdu tüm çığlıklarımı, Kimse duymaz oldu artık, bu sessiz yanışlarımı. Surlar şahidim olsun, dökülen her damla yaşa, Gömüyorum kadim şehre, bu hüzünlü bakışlarımı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!