Vefa dedim...
Ahdim dedi.
Adamlık dedim...
Sözüm dedi.
Bir lokmayı böldüm,
Bir ömrü pay ettim.
Bir zamanlar gün, onun adıyla başlardı,
Gözlerimde sıcak bir ışık,
Kalbimde yitik bir umut vardı…
Ama artık yok,
Sözler yorgun, bakışlar uzak,
Bu gece ay, kim bilir kaçıncı defa
aynı dağların ardından geçti.
Dağ değişmedi.
Yoruldum ben eski sözden,
Boş ümitle dolu gözden.
Hayır gelmez kuru özden,
Yeni yoldur bahtım benim.
İnsan, herkesi kendisi gibi sanıyor önce.
İçinden geçenle, dilinden döküleni bir zannediyor.
Sonra bir bakıyor...
Kimi yüzüne bakarken hesap yapıyor,
Kimi omzuna dokunurken yükünü tartıyor.
İşte tam orada çıkıyorsun karşıma.
Ben Türk'üm.
Adımı ne zamana borçluyum,
Ne de yaşadığım çağa.
Ben,
Biriciğim, En kıymetlim.
Sen benim içimde kalan,
Yaşayamadığım, o saf ve rengârenk çocukluğumsun, şimdi seninle birlikte
Yeniden doğuyorum, o günlerin özlemini,
senin neşende dindiriyorum.
Bir akşam adın düştü ömrümün menziline,
Ne bahar eski bahar, ne ben döndüm kendime.
Bir çift göz değdi yalnız gönlümün kıyısına;
Bir ömür sığarmış tek bir bakış içine.
Sonra adın çoğaldı sustuğum her duamda,
Her gün biraz büyüdün gönlümün tenha yanında.
Bu ses; yalnızca bir selâm değil, ortak tarihe, ortak dile, ortak töreye uzanan bir gönül çağrısıdır...
Tanrı Dağları'nın kutlu doruklarına, Ötüken'in ebedî yurduna... Sizlere selâm olsun!
Anadolu'ya, Azerbaycan'a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne, Doğu Türkistan'a... Sizlere selâm olsun!
Dost...
İnsan bu sözü söylemeden önce,
Bir ömür düşünmeli.
Çünkü herkes, yanında yürüyene dost diyor;
Oysa yol, insanı tek başına da sınar.
Aynı yolda yürümek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!