Vefa dedim...
Ahdim dedi.
Adamlık dedim...
Sözüm dedi.
Bir lokmayı böldüm,
Bir ömrü pay ettim.
Bu dünyadaki en güzel huzur,
Yanında kendin olabildiğin birine rastlamakmış.
Bir cümle kurmadan gözlerinden anlayan,
Kimsesizlik içinde seni yalnız bırakmayan
Bir kalbe denk gelmekmiş.
Bir zamanlar gün, onun adıyla başlardı,
Gözlerimde sıcak bir ışık,
Kalbimde yitik bir umut vardı…
Ama artık yok,
Sözler yorgun, bakışlar uzak,
Bu gece ay, kim bilir kaçıncı defa
aynı dağların ardından geçti.
Dağ değişmedi.
Yoruldum ben eski sözden,
Boş ümitle dolu gözden.
Hayır gelmez kuru özden,
Yeni yoldur bahtım benim.
Beni anlatacak olsam, tam olarak şöyle söylerdim...
Ben alışılmış bir hayatın adamı değilim.
Bazı şeyleri yaşıtlarımdan önce öğrendim;
beklemeyi, sabretmeyi,
kimse görmeden yorulmayı
ve gerektiğinde kendimden vazgeçmeyi...
Ben seni öyle sıradan sevmedim.
Bir gün gelir geçer diye değil,
Ömrümün başına sonuna
Adını koyar gibi sevdim.
Gözlerine baktığımda
Dünyanın bütün gürültüsü çekiliyor içimden.
Şimdi bir akşamüstü çıksan karşıma,
hiçbir şey olmamış gibi baksam sana...
Ne geçmişi açsak,
ne de kim haklıydı diye konuşsak.
Sen biraz yorgun,
Bazı acılar vardır, anlatılmaz;
insanın yüzünde yıllarca taşınır,
bir bakışta belli olur, bir kelimede gizlenir.
Bir zamanlar inanırdım insanlara;
her yüzün ardında aynı kalbin olduğunu sanırdım.
Beni tanımadınız...
Bir yüz gördünüz yalnızca,
bir gülüş, birkaç kelime;
belki de herkes kadar kolay sandınız beni.
Oysa içimde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!