Sevda gibi saklı bir sır yerleşmiş ruhuma,
Fısıldar gecenin sessizliği, çiçekler açar usulca.
Her kelime, bir rüzgâr gibi süzülür içimden,
Ve ben, adını anmadan anarım seni gölgelerle.
Gökyüzü mavi bir kılıç gibi serilmiş,
İyi ki hayatımdasın,
iyi ki yanımdasın,
Şu hayatta iyi ki varsın dediğim,
Bir tek sen varsın.
Bir mucizeye ihtiyacım vardı,
Allah karşıma seni çıkarttı,
Tarih sahnesinde bazı milletler vardır ki yalnızca yaşadıkları çağı etkilerler. Bazıları ise çağları aşar, yüzyıllar boyunca dünyanın kaderine yön verirler. Türk milleti, işte bu milletlerden biridir.
Bozkırın sonsuz ufuklarında başlayan bu destan, yalnızca bir kavmin değil; iradenin, cesaretin, törenin ve bağımsızlık aşkının hikâyesidir.
Gök ile yerin birleştiği engin düzlüklerde, sert rüzgârların savurduğu bozkırlarda ilk Türk devletleri yükselmeye başladı. At sırtında doğan çocuklar, savaş meydanlarında büyüyor; özgürlük, hayatın en kutsal değeri sayılıyordu.
Kendi öz yurdumuzda Papa’ya selam durur oldular,
Biz mi istedik, yoksa kurulmuş bir oyuna mı soktular?
Vatanımda bizi yabancı ettiler, parça parça bölmeye kalktılar;
teröriste kurucu önder deyip hainlerle aynı safa durdular.
Küçüklükte başladı hayat ile mücadelemiz.
Ayaz da kaldım , terk edip gitti kış güneşim.
Sonra ,
Sonrası yarım kalan adamın, yarım hikayeleriyle, yarım kalan hayatım.
Küçüktüm işte üzülürdüm, ağlardım, susardım.
Defter-i gamımı yırtup attım,
Hasret ile yandım, kalb-i hâmid cenk meydânında battı.
Şiirlerimi tekerrür ile okuyup delirmemek için yırtup attım,
Neyem sustu, feryâdım semâya-yı aşk-ı hâmid yükseldi.
HUNTÜRK
Geçti gitti ömrümden nice güzel çağlar,
Ardımda kaldı şimdi yarım kalan düşler.
Bir umut diye çıktım uzun ince yollara,
Meğer zaman sessizce vururmuş darbeler.
Dünüm oldu bir hatıra, yarınım bilinmez,
Geçen vakit geri dönüp kapıları çalmaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!