Bir kahvenin hatırı kırk yılsa eğer,
Bir "Hoşçakal"ın yankısı kaç asırdı?
Senden kalan o amansız keder,
Benim payıma düşen en ağır sırdı.
Hüzzam makamında çalıyor yalnızlığım,
Sessizce dökülüyor içimin perdeleri.
Kızkulesi avlusunda vuruldu hayallerim,
Dalgaların sesinde yitirdim kendimi...
Yedi tepesinden aşkımı haykırırdım,
Bir ıssızlık çökerdi İstanbul’un manzarasına.
Gülüşüm ıslanırdı ardından, mahkûm bir çehre
Ve zincirlenip kalırdım yokluğuna.
Yoruldum bu sürgünden, bu yorgun seferden,
En çok da gözlerinde dinlenmeyi özlerdim.
Bir sığınaktı bakışların her şeyden öte,
Ve ben seninle başlar, seninle biterdim.
Geç fark ettim yüreğimin katilini,
Anladım ki kaderim bana baştan ayanmış.
Mutluluğunda gizlemişsin kıyametimi,
Kırık dökük bir elveda senden kalanmış.
Ve ben avazım çıktığı kadar duydum o hoşçakal'ı,
Gök yarıldı, sensizlik ruhumu sardı.
Kayıt Tarihi : 6.08.2026 15:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Maziden dökülenler




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!