Hasretin tüter şu Munzur'un ardında,
Bir tutam tütün, bir soğuk düş, bir ılık gülüş.
Vurur alnımın ortasından göğsümdeki kış
Aşk özüyle pişer acının tandırında
Gözlerinin rengi duvardaki kilimde,
Çile ilmek ilmek, dert düğüm düğüm.
Kırık bir ayna, köz boğum boğum,
Hazana dem vurur son bakış yazda.
Döner düven yorulmaz bu toprağın altında,
Kan sızar başağın boynundan, sancılar büyür.
Bileylenir bir çift göz, yürekte uyur,
Biçilir ömrümüz sevdanın tırpanında.
Bir çoban kavalı inletir sessiz sabahı,
Umudun haykırışı Munzur'dan çağlayan.
Koca bir ardıç, fırtınalarda ağlayan,
Yaslanmış göğe günahı dallarında.
Fırtınalar koparken zirvesinde Dersim'in,
Kalk gardaş kalk, sil kırmızısını göğsümün!
Harmanyeri düğün kokuyorken neslimin,
Çığ düşerdi yanmazdım, Kerem idim Aslımda.
Üstümüze çöker kara dumanlar,
Göz açtırmaz bozkırın gölgesinde efkarlar.
Mahpus olur her adım, otuzunda can kusar,
Döker yapraklarını çam ağlar ardımızda
Yollar üşür, yürekler tutuşur bu iklimde,
Yaylaların dumanlı, sisli başı gelinden taçtır.
Vakit göçtür, zaman hiçtir, dönen piçtir,
Yükümüz özlem, pusulamız yarin adında.
Bir alaca şafak söker uzaklardan,
Kanatlanır bir kartal, gölgesi Fırat'a düşer.
Uçar gider, yaralı sevdaların döşünden aşar,
Sevgilinin adı olur kavgalarımın ucunda.
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 13:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
.....




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!