Bir sabah uyanır Anadolu,
Karanlık, ağır bir yorgan gibi örtmüşken bozkırı,
Gülhane Parkı’nda bir ses yankılanır,
Sonra Sarayburnu’ndan bir gemi kalkar değil,
BİLESİN 2
Gece perdesini çekince dehre,
Bir kutsal esinti yayılır şehre.
Arifler karışır o ulu nehre,
Hakikat bahrine dalar bilesin.
Bilesin.
Gece her mahlûkat sükûta ermiş,
Arifler menzile sabırla varmış,
Gönül sarayını nur ile örmüş,
Hakikat bahrine dalar bilesin.
BİLESİN 3
Gecenin bağrında sırlar uyanır,
Gönül bir mukaddes nur ile yıkanır.
O Saf Beyaz ışık arşa dayanır,
Karanlık uykudan kaçar bilesin.
Bil ki...
Bil ki, sustuysa bu lisan, yankısı dağı delmez,
Kırık bir aynada donmuşsa o en eski hayal;
Zamanla kabuk tutmaz, aksine daha derine işler bu melal
Ve vicdan unuttuysa adımı, hiçbir dua teselli vermez.
Bil ki kanmışım...
Gökten süzülürken o Beyaz Kartal,
Dünya bir duraktır, her ömür masal.
İster ipek kuşan, istersen çul al,
Nefsin ateşine, bil ki kanmışım.
Bin bir Emek var.
Nasibini arar şafak sökende,
Çarığın izinde bin bir emek var.
Sabahın nurunu yere dökende,
Toprağın bağrında yenen ekmek var.
Gönül sarayımı, virane ettin
Neşemi, sevgimi, hep alıp gittin
Bahar dallarımı, ateşe attın
Yeşeren bir fidan, dal mı bıraktın?
Dokuz kapı geçtim devran içinde,
Bir "Hu" sesi duydum her bir biçimde.
Toprak sustu, nefis yandı içimde,
Erenler ceminde bir an olmaya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!