Suskunluk hırkasını giyen dervişler bilir,
Erenler meclisinde kalp nur ile dirilir.
Hakikat kapıları aşk ehliyle açılır,
Arif olan her an arar içindeki özü.
Artık...
Ne zaman kapımı çalsa bir hüzün,
Gözümde canlanır o nurlu yüzün.
Lügatte karşılığı kalmadı sözün,
Sen bende sessiz bir fermansın artık.
Yalanlarla bezendi, yollar hep bozuk duman,
Hakikat gizleniyor, hep uyutuluyoruz.
Ne kötü bir düzendi, yollar hep kırık saman,
Mazlum hep izleniyor, hep uyutuluyoruz.
Büyük bir aşkın sırrı, kalbe vurduğunda
İdrakin zirvesinde, nefis çöker, uslanır
Göklere selam eden, o ak nur doğduğunda
Dillerde binbir dua, yüzün parlar, süslenir
ASFALTIN ALTINDAKI NEFES..
Beton.
Gri.
Gökdelenler tırmanıyor hırsla,
bulutları delercesine değil,
Aşık Mahsuni Şerif ve Neşet Ertaş Adına...
Anadoluyum..
Halkın çilesini, derinden bildim,
Gönülde yaşayan Anadoluyum.
I. Toprak Konuşmaz, Hatırlar
Bu toprak konuşmaz, yutkunur.
Selçuklu'dan kalma bir kervansarayın taşındaki yosunu,
Osmanlı'dan miras bir çeşmenin kurumuş yalağını,
ve dün gece bir gecekondunun penceresine vuran yağmuru yutkunur.
Aşk...
Ben, senden önce, kendime oyulmuş bir oyuktum;
Sessiz harflerden bir alfabe, okunması yasak.
Ezberimdeki tek dua, yeknesak bir donukluktu,
Gönül denen, o ülkeyi zapt ettin
Beni benden, alıp da hapsettin
Kendi adın, olan marşı zikrettin
Varlığınla, ruhumu da feth ettin.
Aşk gönül mülkünün, eşsiz atıdır,
Gönülden gönüle, aşkın yadıdır,
Sevgi, Yaradanın, güzel tadıdır,
İnsanı menzile, aşkın taşıtır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!