Aynadaki Bin Bir Yüz.
Kaç yüzün var senin, ey kendinden kaçan yolcu?
Hangisi sensin; sabahın ilk ışığıyla takındığın o kararlı maske mi,
Yoksa gece yastığa başını koyduğunda çözülen o kederli düğüm mü?
Güneşin yorgun parmakları çekilirken ufuktan,
Geriye kalan, isimsiz bir akşamın ağır gölgesi...
Bir kervan kalkar, yükü sadece kırık hayaller,
Evvel zaman içinde, henüz toprak yok iken,
Azazel gök katında, nur saçan bir melekten.
Gördü ki bir balçık var, şekil alır derinden,
Kibir girdi kanına, koptu kendi yerinden.
Haset nârı yakınca, söndü o gönül özü.
Sana öğüt vermek babalık hakkım
Dinle kulağınla, babadan sözler
Atayı hor görmek yıkımdır yıkım
Ders olsun kulağına, babadan sözler.
Bağra bas beni.
Döndüm viran olmuş bağın gülüne,
Ayrılık düşürdü gurbet eline.
Sözüm yetmez oldu elin diline,
Alev alev yanan bağra bas beni,
Gönlümde açmadı baharın gülü,
Yüreğim ateşten kurudu külü,
Karanlık gecedir sabahın yolu,
Izdırap doğarsa değerli aşkın.
Bayrağımı çekerim...
Gönül heybem doludur, sığmam fani kafese,
Kendi korumla yanar, yönelmem tek bir sese.
Eğilmedim cihanda, ne rütbe ne hevese,
Kendi gök kubbem altda, bayrağımı çekerim.
Bazı İnsanlar Vardır..
Bazı dostlar vardır,
Gönül coğrafyanda açan nadide bir çiçek.
Varlığı, en kurak mevsimde bile umut yeşertir,
Sessizce uzanır eli, en derin yaranı sarar,
Bekirov Dede’me... destan...
Ey şanlı Bekirov, Conkbayırı’nın ölümsüz eri
Yollarını gözledim, her gün battı bu güneş
Hasretinle kavruldum, sanki kalbimde ateş
Bu amansız sevdaya, bulunmaz bir başka eş
Belki dönersin diye, ben hep seni bekledim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!