Emekli yurttaşım..
Biz gördük,
yüzlere yapıştırılan maskelerin ardındaki korkuyu.
Bir gün ışığa tutulunca
çürük dişler gibi dökülüyordu sahte gülüşleriniz.
Dıştan da görsen, sanırsın ermiş,
Sanki göklerden, bir melek inmiş.
Meğer ne hinmiş, sahtekâr imiş,
Herkesi aptal, yerine koymuş.
Giydirirler sana,
daha adını koymadan.
Masumiyetin pürüzsüz tenine
ilk leke gibi sürülen o kalıp.
"Ağlama" derler,
Dünyayı demir ve gürültüyle kurdular.
Herkesin yüzüne aceleden bir maske çizdiler.
Unuttular
insanın toprağını sevgiyle karmayı.
Albümlerde yer bulmaz, o güzel, solgun yüzler
Hatırlanmak beklemez, o mahzun, yorgun gözler
Anlatmaya yetmiyor, inanın bütün sözler
Yakın çekim bilmemiş, işte o nesil benim.
Ankara yolunda yandı bir meşale,
Hürriyet aşkıyla geldi sülale.
Ecdadın kanıyla erdik bu kemale,
Meclisin çatısı Hakk’ın katıdır,
Milletin iradesi Türk’ün atıdır.
Alnıma yazılmış ilk yazımsın sen,
Ruhuma can veren Memleketimsin.
Damarımda gezen kut kanımsın sen,
Hem dünüm hem deren, Memleketimsin.
Gönül bir ummandır incisi derinde
Sırrı gizlenmiştir gizli yerinde
Akıl bir gemidir ruhun emrinde
İlimle yol alan menzile gelir.
Mevlana hz...
Belh’ten yola çıktı, sevda seliyle,
Gönüllere girdi, Mevlana Celal.
Aşkın deryasında, coştu diliyle,
Kalplere nakşetti, Mevlana Celal.
O gün,
29 Ekim'de,
Anadolu'nun göğsüne
bir güneş doğdu.
Karanlığı yaran,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!