DOĞU’NUN TÜRKÜSÜ...
Munzur’dan Cudi’ye bir selam olsun,
Başı dumanlıdır yüce dağların.
Zap suyu coşarken gönüller dolsun,
Türküsü başkadır bizim bağların.
İda’nın göğünde bir beyaz ışık,
Enlil’in nurudur, kalbe sarışık.
Enki’nin kurgusu karış karışık,
Dokuzun sırrına erdim bu gece.
Dokuz kapı geçtim, dokuzdan geldim,
Her bir basamakta kendimi buldum.
Aşkın deryasına dokuz kez daldım,
Sayılara sığmaz bir dostluk kurdum.
16 Hece 8+8 Durak.
🌺🇹🇷🌺
BU HASRET..
🐞
Ufuklara dalıp giden, gözlerim seni arıyor,
Dost...
Gönül ırmağının, da üstündeyim,
Sırat'tan da incecik bir teldeyim,
Dostluk denen o hoş, esen yeldeyim,
Sen benim yanan korlu közümsün dost.
Gönül bir sevdanın, peşine düştü,
Bu fani dünyadan, elini çekti,
Nefsin otağını, aşıp da geçti,
Ben o Dost uğruna, yanmaya geldim.
Seninle bu dostluğum, sığmaz hiçbir zamana
Gönülden bir ses verdin, bu garip, yalnız cana
Sözlerinle güç kattın, hayat denen meydana
Kutlu bir armağansın, sen bu fani insana
Sen ki benim gönlüme, bir yoldaş, bir dost oldun
Otuz yıl evveldi dumanlı yollar,
Tevbe kapısında kırıldı kollar,
Şimdi ruhum her an huzuru kollar,
İda’nın nuruna büründüm dostum.
Bildiğin o gidiş hayra çıkmadı,
Gözyaşım sel oldu, bendim yıkmadı,
Yüreğim köz oldu, yine bıkmadı,
Ateşin içinde kül oldum dostum.
Yıldızlar bir bir söndü, hüzün göklere indi,
Sensizlik yavaş yavaş, kalbimin içine sindi.
Uzaklardan bir selam, sanki rüzgârla dindi,
Tatlı hatıran yurda, geldi dostum bu gece.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!